Posts Tagged ‘kapadokya’
Tatil Cenneti : Kapadokya
60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin zamanla rüzgar ve yağmur tarafından aşınmasıyla ortaya çıkan doğa mucizesi Kapadokya, uzun dönemler Hristiyanlığın önemli merkezi konumunda olmuş. Kayalardan oyularak yapılan evler bölgeyi devasa bir sığınak görünümüne daha da çok büründürmüş. Doğanın gücü Peribacaları’nı oluştururken bir yandan da bu peribacalarının içlerine evler yapılarak, o zamanların izlerini kalıcı olarak bizlere bırakmışlar. Günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahip olan Kapadokya, korunmaya alınan bölgelerin en iddialı ve en ilginç yerlerin başında geliyor.
Tarihi dokusu ile coğrafi mucizeyi bir arada gördüğünüzde şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz.
Nevşehir-Kapadokya’ya giderken mevsimi iyi belirlemeniz gerekiyor, aksi taktirde kış aylarında soğuk ve yağışlı havaya, yaz aylarında ise kavurucu sıcaklara hazırlıklı olmanız gerekiyor. İlkbahar ve sonbaharın başı bu geziniz için ideal zaman olacak…
Uçhisar’dan başlayacağınız gezintinize, Göreme, Ortahisar ve Ürgüp rotasını izleyerek devam edebilir; Avanos’a gidebilir ve yol üstünde Kızılçukur’da olağanüstü günbatımı manzaralarını seyredebilirsiniz. Nevşehir-Ürgüp karayolu üzerinde bulunan Uçhisar Kalesi turunuzun en önemli ziyaret noktalarından biri olmalı. Göreme Vadisi’ni tepeden görebileceğiniz kaleye üç farklı kapıdan girebiliyorsunuz ve bu kapıların üçü de tek bir salonda birleşiyor.
Kapadokya bölgesinde tek kullanılan mimar malzeme taştır. Volkanik yapısı dolayısıyla çok yumuşak ve işlenebilir olan taş, zamanla rüzgarla temas ederek daha dayanıklı hale gelerek, Kapdokya bölgesinin şekillenmesinde büyük rol oynamış.
Çok çeşitli uygarlıkların kendilerine dönem dönem tarihte yer buldukları Kapadokya Bölgesi, özellikle Bizans döneminde dinsel önem kazanmıştır. Bölgede vadilere serpilmiş 600’den fazla kilise bulunuyor. Karanlık Kilise, Tokalı ve Kızlar Manastırı Göreme Bölgesi’nde en çok ziyaretçi akınına uğrayan yerlerden… Kayaların oyularak yüzlerce kilise haline getirildiği Ihlara Vadisi’nde ise Eğritaş, Direkli ve Yılanlı Kiliseleri günümüze ulaşmayı başaran kiliselerden. Yörenin en büyük kilisesi olan Üzümlü Kilise ise Zelve Vadisi’nde bulunuyor. Bu vadide doğa yürüyüşleri yapabilir, bisiklet turları düzenleyebilirsiniz.
Kapadokya’da yaşayan ilk uygarlığı Hititler olduğu rivayet ediliyor. Kapadokya’nın Kızılırmak kıyı kasabası Avanos’da o zamandan bu zamana süre gelen bir takım adetlerinde onlardan kalma alışkanlıklar olduğu konuşuluyor, tıpkı çanak çömlek yapımı gibi. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı topraktan elde edilen seramik hamuru ile yapılan çanak-çömlek Kapadokya’nın geleneksel ürünleri arasında bulunuyor. Avanos’ta çanak-çömlek haricinde barlar, kafeler ve birbirinden güzel bahçeler de kesinlikle ilginizi çekecektir.
Yeraltında kalmış pek çok tarihe tanıklık edebileceğiniz Kapadokya’da gördüklerinize inanamayacaksınız. Tarihte yaşayan insanların ilkel bir hayat yaşadıklarını düşünüyorsanız eğer çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksınız demektir. Havalandırma sistemlerinde, çöp toplama mekanizmaları ile oluşturulan yeraltı yerleşim alanları tarihi merak etmeyenlerin bile ilgi odağı olacak. Hıristiyanların tehlike anında kullanmak için kurdukları yeraltı şehirleri güvenli yapıları ile ziyaretçilerde büyük hayranlık uyandırıyor. Derinkuyu Yer altı Şehri’nde 20 bin kişinin yaşadığı söylentisini yerini kimilerinin 100 bin kişinin yaşadığı iddiası alıyor. 18-20 kat olduğu bilinen yeraltı şehrinin yalnızca 8 katı ziyaret edilebiliyor.
Nevşehir’i birde gökyüzünden gezmek istemez misiniz? Nevşehir’in sembolü haline gelmiş balonlarla, yaklaşık 15 dakikada gezmeye vaktinizin olmadığı yerleri görecek, havadan göreceğiniz güzelliklere daha da hayran kalacaksınız.
İstanbul’dan arabayla 730 km olan Kapadokya’ya, Ankara’dan 267 km’de ulaşabilirsiniz. İzmir’den ise uzaklık 763 km…
İstanbul’dan yola çıkıyorsanız; Çamlıca-Kaynaşlı yolunu geçip Bolu Dağı’na vardıktan sonra, Gerede-Ankara otoyoluyla Kırşehir yoluna; ordan da Hacıbektaş-Avanos üzerinden Kapadokya’ya ulaşabilirsiniz.
Bölgeiçi ulaşımda minibüs ve otobüslerden faydalanabilir, dilerseniz otomobil ve bisiklet kiralayabilirsiniz. Taksi de bir diğer alternatifiniz.
Kapadokya’nın yöresel şaraplarından içmeniz, Cumartesi günleri kurulan Ürgüp pazarına gitmeniz, Türk-İslam sanatı eserlerini barındıran Hacıbektaş Müzesi’ni gezmeniz, Uçhisar Kalesi’nden muhteşem Nevşehir manzarısını seyretmeniz, Rengarenk kumaşlardan yapılmış Soğanlı Vadisi bez bebeklerinden satın almanız ve yöreye özgü testi kebabının tadına bakmanız önerilir.
Tatil Rehberi : Kapadokya ve Kapadokya Turu
İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Ürgüp’ten başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran, ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir. MÖ XII. Yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frig etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ VI. Yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı Pers dilinde “ Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelmektedir. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ III. Yy sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede his edilmeye başlar ve MÖ I. Yy ortalarına doğru Kapadokya Kralları Romalı Generallerin gücüyle atanır ve tahttan indirilir. MS 17 yılında son Kapadokya Kralı ölünce, bölge de Roma’nın bir eyaleti olur. MS III. yy.da Kapadokya’ya Hıristiyanlar geldi ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi oldu. 303 – 308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artmıştı. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdi. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalarda oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir sığınak oluşturuyordu. Fakat bölgenin önemi, III. Leon’un Müslümanlıktan etkilenerek İkonları yasaklaması ile doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında, İkono yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başladı. İkonoklasm yüz yoldan fazla sürdü (726 – 843) Bu dönemde birkaç Kapadokya Kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, İkonaklams’dan yana olanlar burada rahatlıkla gezinip ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde büyük gelişme sağladı. Yine bu dönemlerde, Anadolu’nun Ermenistan’dan Kapadokya’ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başladı. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep oldu.XI ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçti.Bu ve bunu takip eden Osmanlılar yönetiminde de bölge sorunsuz bir dönem geçirdi. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924 – 26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya’yı terkettiler.
KAPADOKYA’NIN JEOLOJİK OLUŞUMU
60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi.Kuzeydeki Anadolu Platosu’nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti.Erciyes ve Hasan Dağı ile, ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttüler. Platoda biriken küller yumşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgarlarda oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu.Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı; ‘Peri Bacası’. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları ise erozyonla vadilere dönüştü. İlginç şekilli kanyonlar oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. Dokuz – on bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyük bir uygarlık yaratıldı.
AVANOS
Kızılırmak kıyısındaki Avanos, bölgenin en yeşil ilçesidir. Yörenin doğal güzellikleri ve tarihi kalıntılarının az görüldüğü ilçeye, Kızılırmak hayat veriyor. Burası seramik atölyelerinin bulunduğu, toprağın şekillendirilip pişirilerek kap kacağa dönüştürüldüğü yerdir.
ÇAVUŞİN
Çok eski yerleşimlerden biri olan, kaya içine kurulu bu köy 1950’lerde ki bir depremle yıkılınca, bugün bulunduğu yere taşındı. Eski yerleşim evlerini kaya kütlelerinde görüyoruz. Bölgenin en önemli kiliselerinden Vaftizci Yahya Kilisesi buradadır.
ZELVE
Eski köy vadinin duvarlarına oyulmuş evlerden oluşuyordu. 1924 mübadelesinde, Rumlar Yunanistan’a göçünce buraya Türkler yerleştirildi. 1952’de tamamen boşaltılan köy, bugün ki terkedilmiş halini aldı.
ÜRGÜP
Bölgenin en gelişmiş turizm merkezidir.Yapılaşma, çevreyle olabildiğince uyum içindedir. Kaya evlerinin bir bölümü halen kullanılıyor. Bölgenin kesme taşından yapılan evlerde bir diğer mimari özelliğinin oluşturur. Yerleşik nüfusu 7000 olan Ürgüp’te, XIX. Yüzyılda 70 cami, 5 kilise, 11 kütüphane bulunuyordu.
ORTAHİSAR
Büyük bir kaya kütlesinden oyularak yüzyıllarca ev ve kale olarak kullanılmış. Kalenin manzarası oldukça etkileyici. Açık havada 70 kilometre uzaklıktaki Erciyes Dağı görülebiliyor.
UÇHİSAR
Uç hisar, Ortahisar ile birlikte bölgenin doğal kalesi durumunda. Uçhisar’ın kale olarak kullanımı Hititler döneminden başlıyor.Bizanslarda Arap akınlarından korunmak için kale olarak kullanmışlardır.
GÖREME
Göreme Peri bacalarının içinde yerleşim sürdüğü 2000 nüfuslu bir kasaba. Yörede Hıristiyanlık öncesi dönemden kalan mezar odalarını kayalar üzerimde görüyoruz. Göreme Açık Hava Müzesi’nde küçüklü büyüklü çok sayıda kilise ile keşiş yemekhaneleri, mezar odaları, kiler ve mahzen göreceğiz. Müze alanındaki manastırlarda VII. Yüzyıldan XII. Yüzyıla kadar kilise mimarisini izlemek mümkün. Düztabanlı beşik tonozlu, tek veya 3 apsisli, merkezi haç planlı mimariye göre yapılmış kiliselerin fresklerinde de yerel üslupları yansıtan resimleri izleyebilirsiniz.
YERALTI ŞEHİRLERİ
Kapadokya’nın yumşak tüf kayalara oyularak yapılmış çok sayıda yeraltı şehri bulunuyor.Yer altı şehirleri’nin yapımına hangi dönemde başlandığı kesin olarak bilinmiyor. Şehirlerin Hitit döneminde var olduğuna, Hıristiyanlık döneminde genişletildiği ve özellikle Arap akınlarına karşı korunmak amacıyla kullanıldığına ilişkin bilgiler var. Şehirlerin yiyecek depolamak amacıyla da kullanıldığı anlaşılıyor. Bunların en önemlileri Kaymaklı ve Derinkuyu. Derinkuyu’nun giriş katında hayvanların bulunduğu yerler bulunuyor. Sonrada yiyeceklerin bulunduğu başka bir bölüme geçiliyor. Yer altı şehirlerinin her bir bölümü diğerine dar tünellerle bağlanıyor. Ve her giriş değirmen taşı biçimindeki hareketli kayalarla kapatılıyor. Gerek Kaymaklı, gerekse Derinkuyu’daki yer altı şehirlerinin tüm katları henüz ziyarete açık değil. Kaymaklı’nın 20 m. Derinlikteki dördüncü katına, Derinkuyuda ise 55 m. Derinlikteki sekizinci katına inilebiliyor. Derinkuyunun toplam alanı 4,5 km2. Yaklaşık 20.000 kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Kaymaklı ise Derinkuyu’nun yaklaşık yarısı kadardır.
IHLARA VADİSİ
Vadiyi Melendiz Çayı boyunca bir uçtan bir uca geçebilirsiniz. Uzunluğu yaklaşık 10 km., derinliği ise 80 m.dir. Kanyonun her iki yamacında yaklaşık 100 tane kilise oyulmuştur. Kiliseleri çoğunlukla XI: yy. da inşa edilmiştir.