Posts Tagged ‘yaz tatili’

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Kemer

Kemer tatil bölgesi Antalya’ya 40-45 km. mesafede yer alan, ve Akdeniz kıyısı tatil yerleri içerisinde hem doğal güzellikleri hem de doğası ile göze çarpan bir tatil yeri. Kemer otelleri, oldukça uzun sahil şeridi, deniz, güneş ve kumun en güzeli ile tatil fırsatını Kemer’de geçirmek isteyenlere güzel bir tatil vadediyor. Kemer tatil yapmak isteyenler için hem lüks hem de daha hesaplı alternatifleri sunarak uygun bir tatil alternatifi oluşturuyor. Tekne ile deniz turları yapma ya da Toros’lara uzanan yürüyüş parkurlarına katılarak gezme imkanlarıyla diğer bazı tatil beldeleri ile arasında fark oluşturuyor Kemer. Sualtı sporları ile ilgilenenler için de Kemer pek çok doğal güzellik sunuyor. Pek çok dalış meraklısı her sene Kemer’e gidiyor ve bu sporun tadını orada çıkarıyorlar. Gece hayatı mı? E gündüzleri bu kadar güzel geçirten bir kent gecenizi ziyan edecek değil ya.
Kemer tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Phaselis, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Tekirova, Beldibi, Peynirdeliği ve Sırtlanini Mağaraları, Idyros Antik Kenti, Adrasan, (Çavuşköyü).

KemerKemer tatil bölgesi Antalya’ya 40-45 km. mesafede yer alan, ve Akdeniz kıyısı tatil yerleri içerisinde hem doğal güzellikleri hem de doğası ile göze çarpan bir tatil yeri. Kemer otelleri, oldukça uzun sahil şeridi, deniz, güneş ve kumun en güzeli ile tatil fırsatını Kemer’de geçirmek isteyenlere güzel bir tatil vadediyor. Kemer tatil yapmak isteyenler için hem lüks hem de daha hesaplı alternatifleri sunarak uygun bir tatil alternatifi oluşturuyor. Tekne ile deniz turları yapma ya da Toros’lara uzanan yürüyüş parkurlarına katılarak gezme imkanlarıyla diğer bazı tatil beldeleri ile arasında fark oluşturuyor Kemer. Sualtı sporları ile ilgilenenler için de Kemer pek çok doğal güzellik sunuyor. Pek çok dalış meraklısı her sene Kemer’e gidiyor ve bu sporun tadını orada çıkarıyorlar. Gece hayatı mı? E gündüzleri bu kadar güzel geçirten bir kent gecenizi ziyan edecek değil ya.

Kemer tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Phaselis, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Tekirova, Beldibi, Peynirdeliği ve Sırtlanini Mağaraları, Idyros Antik Kenti, Adrasan, (Çavuşköyü).

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Amasra

amasra33000 yıla yaklaşan tarihi ve Batı Karadeniz’in güzel doğasının bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bu güzelim belde de, Anadolu’da tarihle doğanın güzelliklerinin bir araya geldiği diğer pek çok kent gibi sizlere dinlendirici bir tatil için cazip bir teklif sunuyor sanki. Geçmişinde zengin doğasına bağlı olarak ürettiği orman ürünleri ve denize kıyısı olması nedeniyle ticari açıdan sivrilen kent, bu nedenle pek çok devletin ilgisini çekmiş ve tarih boyunca çeşitli kültürlere ev sahipliği yapmış. Türkiye’nin Karadeniz Bölgesindeki cennet köşelerinden Amasra, doğası ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı dönemlerden kalma eserleriyle sizi bekliyor.

Amasra tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Kuş Kayası anıtı, Bedesten, Tavşan Adası, Fatih Camii, İç Kale Mescidi.

PostHeaderIcon Mavi Yolculuk : Göcek

Gocek_Tq01Ege ve akdeniz sahillerinin vazgeçilmez tutkusu mavi yolculuğun değişmeyen adresi göcek.Çevre il ve ilçelere gelipte göceği görmeden dönmeyin derim. Günü birlikte olsa tekne turuna çıkmadan, Adalarda denize girmeden, sahilde bir akşam yemeği yemeden, o masmavi denizin dibini görmeden göcekten ayrılmayın.

Sayısız ve birbirinden güzel koy ve adanın bulunduğu Fethiye körfezinin Göcek bölümü, yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde yeri. Göcek, aynı zamanda Türkiye’nin en lüks marinalarına sahip. Göcek koyları ve adaları, dünyanın ve Türkiye’nin “yüksek sosyete”sinin buluşma noktasını oluşturuyor. Göcek’te turizm hemen tümüyle marina çevresinde yaşanıyor dense yeri. Lokantalar ve alışveriş mağazaları hep iskele çevresinde sıralanıyor. Yürüyüş yolu, oturma grupları ve çevre düzenlemesiyle Göcekliler ve yerli-yabancı turistler denizle içiçe. Biraz ilerleyip 7 kilometre öteye gidecek olursanız, sakin, tertemiz kıyılara rastlayabilirsiniz.

Fethiye Körfezi’nin dayanılmaz güzellikteki doğası ve günnük, çam, zeytin, piren makilerinin rüzgara karışan kokusuyla baş döndüren bu bölge, çeşitli antik kentlerin de kucağında bulunuyor. Arymasa, Lissae, Krya, Kalimache gibi antik kalıntılar yatla bölgeye gelen turistlerin gezdikleri yerler arasında yer alıyor. Her türlü deniz sporuna imkan tanıyan Göcek çevresindeki durgun denizde, Dalyan ve Köyceğiz’den gelen Nil kaplumbağasına da rastlanıyor. Yatlar için her türlü servisin verildiği iki marina var Göcek’te. Üçüncü ve en büyük marina ise kısmen hizmet veriyor. Şu anda hizmet veren marinaların ikisi Göcek merkezinde ve diğeri ise Simavi koyu olarak ta adlandırılan koyda. Son yıllarda deniz tutkunlarının gözde mekanlarından biri olan Göcek, birbirinden güzel koy ve adaların yakınında olması nedeniyle bölgenin çekim noktası. Tam donanımlı marinası ihtiyaç duyulan her hizmeti sağlarken, bölge III. dereceden doğal alan ilan edilerek korumaya alınmış.

Göcek’in eski adı, Kalinche. Yörede yer alan pek çok koyda bulunan kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla, bu koylar çok eskilerden beri yaşam yerleri olarak kullanılmış. Göcek çevresinde yer alan koyların hepsi de cennetten bir parça: Atbükü, Boynuz Bükü, Bedri Rahmi, Siralibük, Sarsala, Manastır, Göbün Coves ve Göcek, Yassicalar, Tersane and Domuz Adaları gibi.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Didim

didimAydın’ın turistik bir ilçesi olan Didim’in ilk yerleşim izleri M.Ö 8000 yılına kadar uzanıyor. Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türkler… Daha niceleri belki de bu topraklarda yaşadı, daha nice tarihi olaylara sahne oldu bugünkü Didim… Yaz aylarında önemli sayıda turistin ziyaret ettiği Didim’de neler var, neler yok bir göz atalım…

Didim denizle doğanın, doğa ile tarihin birleştiği noktada… Kilometrelerce uzunlukta tertemiz plajlara, yazın en sıcak havasında bile hissedilmeyecek kadar az nem oranına sahip bir bölge… Antik Didyma kentinin üzerine kurulan açık hava müzesi ile tarihi kalıntıların izlenebileceği noktada Didim… Apollon Tapınağı ve tapınağın 20 km kuzeyindeki Milet Şehri, dönemin yöre halkının geleceklerini öğrenme ve dertlerine çare bulmak için kurulmuş. Kutsal Didim’in ilk dönemi, Perslerin Milet’i ele geçirmesi ve tapinagı yakıp yıkmasıyla son bulmuş. Ancak İskender’in gelişiyle beraber yeniden bir canlanma yaşanmış ve İskender’in komutanlarından Seleukos’un emriyle, IÖ 300 dolaylarında bugün kalıntılarını gördügümüz tapınağın inşasına başlanmış.

“Didyma” sözcügü “İkiz Kardeş” anlamina geliyor. Tanrı Apollon, Tanriça Artemis’in ikiz kardeşidir. Artemis adina Efes’te, dünyanin yedinci harikasi kabul edilen “Artemis Tapinagi” vardır. Milet-Apollon Tapinagi arasinda uzanan “Kutsal Yol” sonunda “Artemis Kutsal Alani” bulunuyor.

1991 yılında ilçe olan Didim’de gezilecek yerlerde oldukça fazla. Pek çok kültürün yaşamına sahne olan Didiem’de çevre gezileri için kalkan tekneler sizin gezip, görme ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayabilir. Cennet Adaları, Haydar Koy, Çamlık veya Dalya Koyu, Gümül Koy ve Akvaryum Koyları sizi kendilerine hayran bırakacaklar. Didim, Milet Priene birbirine yakın önemli antik kendtler. Milet’în günümüze kadar güzel bir şekilde korunan tiyatrosu ve hamamları görülmesi gereken yerlerden…

Havası, denizi ve planlı yerleşimi ile dikkat çeken Akbük ise son zamanların gözde yerlerinden. Tarihi yerleri olarakta oldukça zengin olan Akbük’ün sakin yapısı ise, kafa dinlemek isteyenler içi birebir. Oteller, tatil köyleri ve pansiyonlar ise genelde Akbük ve çevresinde toplanıyor.

Tarihi yerlerden sonra tatil için Didim’i tercih etmenizin önemli diğer bir nedeni de eminiz ki denizi ve güneşi olacak. Dillere destan plajlara sahip olan Altınkum, Didim’in en gözde plaj yerleşimlerinin birincisi konumunda. Rüzgar sörfü için her yaz sezonunda sötfçülerin akın ettiği Altınkum’da tekne turları ile balık avına da çıkabilirsiniz. Dalış okullarında, dalış dersleri alarak, deniz altındaki bambaşka dünyaya dalış yapabilirsiniz. Peki kış aylarında Didim’e gidilmez mi? Didim’in yazı da kışı da ayrı bir güzel… Kışın birçok otel Didim’de kapılarını açık tutuyor. Milet’in uzantısı olan Akköy, özellikle kış aylarında bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Didim’de tek şarap yapan köyü gezip, üzüm bağlarında şarabın tarihten gelmiş ve yerleşmiş kültürüne gözlerinizle tanık olabilirsiniz.

Didim’e gittiğinizde Ege’ye özgü leziz yemeklerden tadabilirsiniz. Sıra sıra dizilmiş olan restoran ve cafeler tatilinizde sevdiklerinizle vakit geçirmek için uygun olabilir.

Peki bu kadar bahsettik ama Didim’e nasıl gideceksiniz? Didim İzmir’e 173, Aydın’a ise 103 km. Ankara’ya 700, Milas’â ise 80 km uzaklıkta. Ayrıca Didim’e bütün sezon boyunca, ülkemizin hemen hemen tüm illerinde düzenli otobüs seferleri ile ulaşılabiliyor. Eğer otobüs sevmiyor, uçakla gitmek istiyorsanız; İzmir Havalimanı Didim İlçe Merkezine 140, Bodrum Havalimanı ise 70 km. uzaklıkta.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Antalya

antalyaTam sıcaklar bastırmışken, tam da tatilde nereye gitsek diye düşünürken, eminiz ki aklınızdan Antalya geçiyordur. İşte Antalya’nın denizden, güneşten ibaret olmadığını anlatmak için, Türk turizminin kalbi olan Antalya’dan küçük detaylar;

Muhteşem plajları, birbirinden güzel ve keyifli tatil olanakları sağlayan tatil beldeleri ile Türk turizminin kalbinin attığı yer olan Antalya’da, oturduğunuz yerden bir tura çıkmak ister misiniz? Sıcakların arttığı, herkesin olmak istediği yerde

Antalya’da olsanız neler yapardınız?
Özellikle Mart-Aralık ayları arasında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının elverişli olması ile devam eden deniz mevsimi ile turist potansiyelinde sürekli bir artış gözlemlenen Antalya ve çevresinde bulunan antik şehirler, ağırlıklı olarak yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Aspendos, Perge, Side gibi antik şehirler, ziyaretçi akınına uğramasının yanı sıra, tüm ihtişamı ile şehre ayrı bir güzellik ve hava katıyor. Şelaleler Nehri adına da sahip olan Antalya’da Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri’nde mola verip, şelalenin huzur veren görüntüsünün hemen yanında bir şeyler atıştırabilirsiniz. Antalya’da sur, kilise, camii, medrese, mescit ve hamamlar Antalya’yı keşfetmek için gidilmesi gerekli yerlerden…

Sırrı çözülemeyen tiyatro; Aspendos…
Antalya’nın 48 km doğusunda yer alan dünyaca ünlü Aspendos Antik Kenti, Türkiye’nin en iyi korunmuş tiyatrosu unvanına sahip. 2. yy.da inşa edilen tiyatronun kapasitesi ise 17 bin… 13. yy’da Selçuklular tarafından kervansaray olarak kullanılan, Aspendos, günümüzde, konser, festival gibi organizasyonlara ev sahipliği yapıyor. Efsaneye göre Aspendos, Truva Savaşı’ndan sonra Pamphylia’ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuş. Kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biri olan Aspendos, eski çağlarda politik bir güç olarak önemli bir tol oynamış. Türkiye’nin en görkemli, aynı zamanda işlevsel açıdan en iyi tasarlanmış ve en eksiksiz Roma tiyatrosu örneği olan Aspendos, yarım daire şeklinde inşaa edilmiş. Sahne binası, tiyatronun en dikkat çekici öğelerinden… Tiyatronun sahip olduğu mimarisinden dolayı elde edilen mükemmel akustiğin sırrı günümüzde bile hala çözülememiş… Orkestranın ortasında çıkartılan en ufak bir sesin bile en üst galerilerden rahatça duyulabilmesi, teknik ve mimari açıdan bir muamma olarak kalmış…

Hiç süphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir. M.Kemal ATATÜRK
Antalya bünyesinde toplam 924 konaklama tesisi bulunuyor, 2006 yılı verilerine bakıldığında Antalya’ya gelen toplam turist sayısı ise; 6 milyon 403 bin 403… Bu veriler gösteriyor ki; Türk turizminin en büyük geliri Antalya’dan sağlanıyor. Antalya’da turistlerin öncelikli uğrak noktası olan Antalya Müzesi, görkemli eserlerle donatılmış çok önemli zenginlik kaynaklarımızdan biri. Müzede kronolojik ya da konularına göre sınıflandırılmış 13 tane salon bulunuyor. Müzede jeolojik zamanlara ait çeşitli fosillerden, M.S. 4. yüzyıla kadar, değişik kültür evrelerini içeren eserleri görebilirsiniz. Ayrıca müzede, ülkemizde ilk defa uygulanan bir bölüm olan, “Çocuk Müzesi Bölümü” açılmıştır. Çocukların müzelere ilgisini arttırmak için yapılan bu bölümde çocuk oyuncakları, kumbaralar bulunmaktadır.

Kemer’de eğlence dolu dizgin…
Antalya’ya 35 km. uzaklıkta bulunan Kemer’de, rüya gibi bir tatilin hemen hemen tüm alternatifleri bulunuyor. Türkiye’nin seçkin tesislerinin bulunduğu bölgede, mavi yolculuk yapabilir, su sporları ve dalış merkezlerinin olanaklarından yararlanarak tatilinizi daha da aktifleştirebilirsiniz. 80′li yılların başına kadar küçük bir köy olan Kemer, zamanla mükemmel koylarının ve kumsallarının keşfedilmesi ile tatil beldelerinin gözdesi konumuna geldi. Kemer’de bulunan antik yapılara yapacağınız ziyaret size Kemer hakkında fazlasıyla bilgi verecektir. M.Ö 7.yy.da Rodoslular tarafından kurulan Phaselis, Helenistik çağda kurulmuş olan Antik Olympos Kenti, Noel Baba’nın kemiklerinin bulunduğu Demre, yöre insanlarının yaşam tarzlarını görmek içinse Ay Işığı Yörük Parkı’nı ziyaret etmelisiniz. Tüm sahil şeridine Avrupa Çevre Koruma Parkı tarafından “Mavi Bayrak” ödülü verilen Kemer’de gönlünüzce denizin ve güneşin tadını çıkartabilirsiniz. Türk ve dünya mutfaklarının en beğenilen yemeklerini bulabileceğiniz Kemer’de Akdeniz mutfağının, olmazsa olmazı olan balık keyfini de fazlasıyla yaşayabilirsiniz. Akdeniz gözlemesi ve çay ile sabah kahvaltılarını unutulmaz kılabilir, Kemer’de yetiştirilen kavun ve meyvelerin içinde sunulan dondurmalar ile sıcak havayı bir anda unutabilirsiniz. Kemer’de gece hayatı Antalya’nın hemen hemen her yerinde olduğu gibi oldukça hızlı geçiyor. 24 saat eğlenebilecek yerler bulabileceğiniz Kemer’de, isterseniz bir diskoda sabah kadar dans edebilir, isterseniz Türk Sanat Müziği’nin örneklerini dinleyerek bir fasılda efkar dağıtın, isterseniz de dalga sesleri ile romantik dakikalar yaşayın.

Kaş, Alanya, Side…
Aile işletmeleri ve küçük işletmelerin bulunduğu Kaş ise yaylaları ile ünlü… Uçarsu ve Yeşil Göl ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Eğer golfe meraklıysanız Antalya’da gitmeniz gereken yer; Serik’tir. Doğal dokusu ince kumlu uzun ve derin plajları ile sessiz, sakin bir tatile olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk turist çeken antik kentlerinden olan Side’de ise, şehir yaşamından uzak, köy havasında bir tatil geçirebilirsiniz. Side’de gezerken kendinizi yurtdışında bir tatilde hissetmeniz olası. Çünkü Side çarşıda Türkçe konuşan pek kimseye rastlayamayabilirsiniz. Turistik bir bölge olmasından ötürü, mağazalardaki satıcıların sizinle İngilizce konuşmasını doğal karşılamalısınız. Side’de çoğu şey, turistlere odaklı olarak planlanmış. Küçük pansiyonlarda konaklamak, Side’nin o eşsiz denizinden tüm gün boyunca faydalanmak, antik tiyatro ve tarihi kalıntıları rehber eşliğinde gezerek tarihi biraz olsun anlamak, Side çarşıda bulunan birbirinden ilginç restoranlarda ilginç yemekler ya da yan yana dizilmiş balık restoranlarında eşsiz manzaraya karşı yemek yemek. Antalya’nın meyve üretim deposu olan Alanya ise meşhur Alanya Kalesi ile adeta turist çekim merkezi haline gelmiştir. Dev tesisler, küçük pansiyonlar, tatil köyleri Alanya’ya renk katıyor. Gece hayatının da pek çok yere göre canlı olması, bölgeye gelen konukların bir sonraki seferde de Alanya’yı tercih etmesine sebep oluyor. Aya Yorgi Kilisesi, Alaaddin Camii, Alara Kalesi, Kızılkule, Alarahan, Şarapsa Hanı, Kargıhan önemli turist alanlarından… Damlataş Mağarası ise yoğun olarak ziyaret edilen yerlerden… Alanya’da Alara çayı üzerinde rafting yapabilir,
Antalya’da balık ziyafeti…

Antalya’da isteğiniz çeşitte ve çoklukta lezzetli yemekleri Kale İçi’nde bulabilirsiniz. Yöresel yemeklerin tadına bakmak isterseniz; “7 Mehmet Restoran’ı” size, Antalya’ya özgü yemekleri sunacaktır. Antalya’nın en büyük restoranı olarak ün yapmış olan bu mekan, iç dekorasyonu ve dış mimarisiyle de bazı ödüller almış bir mekandır. 1200 kişi kapasiteli olan bu restoran, eski Antalya yemekleri konusunda oldukça iddialı bir mekandır.
Eğer Antalya’da balık keyfi yapmak isterseniz; Lara’da ki Antalya Balık Evi’ne uğramalısınız. Dünya mutfaklarından lezzetler, yeni mekanlar için ise; Yat Limanı’nda ki mekanları deneyebilirsiniz.

Antalya’da gezip, görebileceğiniz o kadar çok yer var ki… Mesela Antalya’ya 15 km uzaklıkta ki, Perge’de Anadolu’nun en görkemli hamamına gidebilir, Perge surlarını ziyaret edebilir, anıtsal çeşme’de soluklanıp, muhteşem manzarasında fotoğraf çekebilirsiniz. Uzunluğu 13 kilometreyi bulan bir kanyonun ağzı olan Saklıkent’e ise Antalya’ya 50 km uzaklıkta. Daracık kanyonun içinde uzun yürüyüşler yapabilir, denize girebilirsiniz. Ayrıca eğer Antalya’yı kışın ziyaret edecekseniz, Saklıkent’te Ocak-Mart aylarında en iyi sezonun yaşandığı kayak merkezi bulunuyor. Merkezde bulunan tele-skilerle çıkacağınız doruktan aşağı kendinizi bırakırken, kışın ve kayağın tadını çıkarabilir, tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz. Yine yaz tatili haricinde bir sezonda gittiğiniz Antalya’da kültürel olarak yapacağınız gezilerde, Kaleiçi’ne mutlaka uğramalısınız. Antalya’nın tarihi çekirdek kenti olarak tanımlanan Kaleiçi, iki surla çevrili. Bergama Krallığı döneminde yapılan Kaleiçi, özellikle yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Roma İmparatoru Hadrianus’un onuruna yaptırılan Hadrianus Kapısı, Hıdırılık Kulesi, Alaeddin Keykubad tarafından 13.yy. da yaptırılan 37 metrelik Yivli Minare, Kesik Minare ve Antalya’nın tarihi limanı Kaleiçi’nde görmeniz gereken başlıca eserler… Ana kaynağı Kırkgöz’den gelen suyun döküldüğü yer olan Düden Şelalesi, piknik yapma olanakları ile de ziyaretçilere unutulmaz bir gün geçirmelerini sağlıyor. Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta olan şelale, sıcak yaz günlerinde serinlemek için ideal bir yer. Hafta sonları aşırı kalabalık, şelalenin tadını doyasıya çıkarmanıza engel olabilir. Bir de Antalya’nın önemli liman beldesi olan Kaş, eğlence merkezleri, restoranları ile Lykia bölgesinin küçük ama önemli bir bölgesi. Antik kenr Antiphellos’un en güzel kalıntılarını barındıran Kaş’ta tekne gezileri yapabilirsiniz.

Antalya’dan Kaş’a minibüs ya da otobüslerle gidebilirsiniz. Kaş, İstanbul’dan 928, Ankara´dan 758, İzmir´den ise 498 kilometre uzaklıkta.

Türkiye’nin en ihtişamlı otelleri Belek’te…
Antalya’nın 40 km uzağında bulunan Belek, zamanla Antalya’dan farklı bir tatil bölgesi olarak anılmaya başladı. Modern otelleri, alış veriş olanakları, bir yanda güzel yemekler yiyip bir yandan da bulunduğunuz mekânlardan keyif alabileceğiniz restoranları ve özellikle dünya standartlarında olan golf tesisleriyle doğa ile sporu, tarih ile dinlenmeyi bir arada sunan tatil bölgelerimizden biridir.

Belek, 3 bölgeye ayrılmış; Üçkum Tepesi, Taşlıburun ve Belek’in girişine verilen ad olan Kadriye Bölgesi. Belek ile Serik arasında bulunan bölgede ise bir de Boğazkent adı verilen yerleşim alanı bulunuyor. Belek, Türkiye’nin en güzel otellerinin bulunduğu turizm merkezlerinden biri olmakla beraber, en fazla yatak kapasitesine sahip bölgemizdir. Turizm alanında Antalya’nın gözbebeği konumunda…

Belek’te golf oynanır
Belek golf sporu ile de dünya çapında isim yapmış bir beldemiz… Doğa ile iç içe spor yapma olanağı sunan Belek’te dünyanın en büyük golf alanları bulunuyor. Golf ün tarihi oldukça eskilere dayanır. Bu spor uzaktan bakıldığı zaman rutin bir spormuş havası verse de golf tutkunları için vazgeçilmez bir spordur. Golf oynarken, saatlerce atış yapmak ve topunuzun peşinden yürümeniz gerekir ve bu da vücudunuzu oldukça hareket ettirmenizi sağlar, bunun yanı sıra beyninizi de çalıştırmanız, topa ve oyuna oldukça iyi adapte olmanız gerekmektedir. Belek’te bulunan golf sahalarında golf oynayabilir ya da burada bulunan öğretmenlerden golf dersleri alabilirsiniz. Ancak bu sporun oldukça pahalı bir spor olduğunu hatırlamadan da geçmeyelim.

Belek’te gün batımında yiyeceğiniz muhteşem balıklar eşliğinde, Belek’in meşhur karpuz, bergamut ve turunç reçellerini deneyebilir ve evinize dönerken bir kavanoz reçel satın alabilirsiniz. Antalya özgü olan bir çok yemeğin de Belek’te tadına bakabilirsiniz. Bunların başında Antalya Piyazı, tahin ve limon suyundan yapılan Hibeş ve yoğurt, et, nohuttan yapılan Kulak Çorbası’nı deneyebilirsiniz.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Kuşadası

kusadasiEge Bölgesi’nin denizle buluştuğu yerde, Marmaris, Bodrum gibi turizm merkezlerinin odağında bulunan Kuşadası tatilinizi unutamayacaksınız…

Kuşadası’na İzmir’den Kuşadası’na,İzmir Aydın yolunun 65km’sinden, 25km’lik yol izlenerek yaklaşık 1,5 saatte ulaşabilirsiniz. Uçakla Adnan Menderes Havaalanı’ndan modern karayolu ile de ulaşabilirsiniz.
Kuşadası’nda güneşlenip, denizin tadını çıkardıktan sonra, tatilinizin en azından bir gününü gezmeye ayırın. M.Ö 1000 yılında kurulmuş, eski ticaret merkezlerinden biri olan Efes liman kentini mutlaka görün. Osmanlı, Selçuklu, Bizans ve Roma uygarlıklarının izlerini tüm mükemmelliği ile ancak Efes’te görebilirsiniz.

Meryem Ana Evi’ni görmeden Kuşadası’ndan dönerseniz eğer çok pişman olabilirsiniz. Hıristiyanların en önemli kutsal yerlerinden biri olan Panaya Kapula, yatalak bir rahibe olan Catherine Emmerich’nin gördüğü bir rüya sonucunda araştırmacılar tarafından bulunmuştur. Meryem Ana’nın son yıllarını burada geçirdiği düşünülmektedir. Turistlerin akınına uğrayan yer, son yıllarda yapılan restorasyonla daha cazip hale getirilmiştir.

Artemis Tapınağı: Dünyanın yedi harikasından biri sayılan Artemis Tapınağı M.Ö. 550 yıllarında Efes antik kentinde kuruldu. Tamamı mermerden oluşan tapınak o yıllarda hem pazaryeri hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu.

Kuşadası’nın hemen kıyısında yer alan küçük bir ada olan ve bir mendirek ile sahile bağlanan Güvercinada, tatilcilerin uğrak yerlerinden. Sarp kayalar üzerine inşa edilen Bizans Kalesi restore edilerek, çayhane, diskotek, restoran gibi dinlenme ve eğlence yerleri açılarak turistlerin adaya akın etmesi sağlanmıştır. Ayrıca kalenin gece ışıklandırılmış görüntüsünü görmeniz tavsiye edilir!

Güneşlenmek için…
Kuşadası’n da iki tane mavi bayraklı plaj bulunuyor. Çam Limanı ve Türkiye’de özenle korunan parkların başında gelen Milli Park bölgesindeki Dilek Yarımadası güneşlenmek ve denize girmek için ideal plajlar… Berrak bir denize sahip olan yarımadada, doğanın ve bol oksijenin içinde, berrak denizinde serinlemenin keyfini çıkartırken aynı zamanda bu doğa harikası parkta piknik yapmanın ve çevreyi gezmenin tadına varabilirsiniz.

Kuşadası, ziyaretçilerinin yıl boyunca yoğun olmasından dolayı her damak zevkine uygun tatları bulabileceğiniz bir bölge. Merkezde bulabileceğiniz balık restoranlarında, Ege bölgesine özgü olan balık keyfini Kuşadası’nda yaşayabilirisiniz. Ege ve Akdeniz mutfağından yemeklerin tadına bakmak isterseniz eğer, Kuşadası- Davutlar arsında 800 yıllık çınar ağacını altına kurulmuş olan Çınar Restoranı’nda yemek yiyebilirsiniz.

Gece hayatı, Kuşadası’nda dolu dizgin sürüyor. Yerli yabancı turistlere özel pek çok mekanın bulunduğu Kuşadası’nda özellikle Barlar Sokağı’nda sabaha kadar süren müzik eşliğinde, gönlünüzce eğlenebilirsiniz. Her zevke hitap eden Kuşadası, ister hafif müzikle sohbet ortamı, ister yüksek sesli clubler, isterseniz de kareoke yapabileceğiniz ilginç mekanlarıyla size bir çok seçenek sunuyor. Artık seçmesi size kalmış.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Assos

assosBir kadeh şarap elinizde, masmavi deniz ayaklarınızın altında ve muhteşem balık tadı damağınızda… Bunu, Assos yolculuğunuzun sadece küçük bir parçası olarak hayal edin. Bir de gezdiğiniz yerleri, göreceğiniz tarihi, modern yaşamın kaosundan uzak sessiz geçireceğiniz günleri ve unutamayacağınız bir tatili düşünün. Assos sizi bekliyor.

M.Ö 10. yüzyılda Metymna ( Midilli) halkı tarafından kurulduğu söylenen Assos; Lidyalıların, Perslerin, Yunanlıların, Romalıların ve Anadolu Selçukluların hakimiyetlerine boyun eğmiş. Tarihinin son sayfası olarak da Orhan Gazi zamanında Osmanlı egemenliğinde 600 sene geçirmiş.

Assos’u keşfetmek…
Taş evleri ve tarihi her yönüyle gözler önüne seren yapısıyla ilgi çeken Assos, ziyaretçilere unutulmayacak bir gezi sunuyor.

Behramkale Köyü: Antik Kent’in hemen yanında kalan Behramkale Köyü, harabeleri ve yeni yapılanan modern evleriyle ilginizi çekebilir. Tarihi camiyi görmeden burayı sakın terk etmeyin. Ayrıca I. Murat zamanında yapılmış ve bugün kullanılmayan Tuzla Çayı üzerindeki köprü de gözünüzden kaçmayacaktır.
Assos Harabeleri: Denize ve karaya hakim tepe üzerinde bulunan Akropol; yaklaşık 3 km. uzunluğunda, yapımı 4. yüzyıla dayanan surlarla çevrilidir.

1995 yılından beri Assos Antik Kenti’nde süren onarım ve kazı çalışmalarının ardından şimdi çok daha gerçekçi ve ilginç eserler görme şansına sahipsiniz. Antik çağlardan günümüze kalıntıları kalmış liman ise tarihle sizi biraz daha yakınlaştıracaktır. Kafanızı kaldırıp ufka doğru bakarsanız, Midilli Adası’nı tam karşınızda bulabilirsiniz.
Athena Tapınağı: Akropol’ün en yüksek yerine M.Ö. 6. yüzyılda yapıldığı söylenen Athena Tapınağı, Assos’un en önemli tarihi yapısı olarak kabul ediliyor. Tapınağa ulaşıncaya kadar geçtiğiniz araç yolunda, geçmişten günümüze ulaşmayı başarmış sütunları görebilirsiniz. Girişi ücretli olan bu antik alan, gezinizde fotoğraf makinenizi en fazla kullanacağınız bölümlerden biri olabilir! Tapınak, Muhteşem bir Ege Denizi manzarasına sahip… Bazı sütun ve parçaları hala Berlin Müzesi’nde sergilenmekte olan bu tapınağın batı kanadı 1.20 m. yüksekliğinde. Athena Tapınağı, Anadolu’nun dorik tarzı yapıları arasında en eskilerden sayılmaktadır.
El sanatlarını koruyan tanrıça olarak da bilinen Athena, mitolojide kadınlara dokumayı öğretmiş tanrıça olarak da geçiyor. Dokumanın bu yörede bu kadar önem kazanmasının nedenlerinden biri de Athena’nın etkisi…

Sahilde balık yiyin!
Bu kadar gezdikten sonra bir yerde mola vermek gerekiyor. Karnınız acıkırsa eğer, size birkaç tavsiyemiz olacak; sahile dizilmiş balık lokantalarında, manzaranın tadını çıkartarak masmavi gökyüzü altında balık yemenin zevkine varmanız ilk tavsiyemiz. Balığın her çeşidini bulabileceğiniz Assos restoranlarında, uzun süredir özlemle düşlediğiniz manzara ve lezzeti bir arada hissedebilirsiniz.
Eğer canınız başka şeyler istiyorsa, Assos’un yerel zeytinyağıyla yapılan lezzetli yemeklerini yapan lokantaları tercih edebilirsiniz. Zeytinyağı ile pişen ev baklavasını yemek üzerine denemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz…
Her gittiğiniz yerden küçük bir detayı yanınıza hatıra olarak almayı seviyorsanız eğer, Assos’tan evinize tarihi taşıyabilirsiniz. Doğu Anadolu’ya 900 yıl önce ulaşan Yörükler’in dokuduğu halılar ile evinizde değişik bir atmosfer yaratabilirsiniz.

Assos’a ne kadar hayran kalırsanız kalın yine de Assos’un içinde her şeyi görmüş değilsiniz. Assos ve Midilli Adası’nın enfes manzarasına bir de tepeden bakmak istemez misiniz? Kaz Dağları’nın yamaçlarında kurulmuş Ahmetçe Köyü, köylülerin misafirperverliği ve muhteşem fotoğraf kareleriyle birleşip gezinizin bir parçasını oluşturabilir.
Biraz şanslıysanız ve Assos’u ziyaretiniz güzel bir havaya rastlamışsa, ve hatta dolunay da varsa; sahilde yakacağınız bir ateş ve sevdiklerinizle geçireceğiniz muhteşem bir gece yolculuğunuzu unutulmaz kılmaya yetecektir.
Böyle güzel bir geceye imkanınız olmazsa yine de hava karardığında sahile inin ve denizin ışıltısında bulacağınız huzurla Assos’tan ayrılın. Modern şehir yaşantımızda sessizliği nasıl da unuttuğumuzun farkına varacaksınız.
Assos’ta oteller sene boyunca açık tutuluyor. Hafta sonu konaklamak isterseniz hafta içine göre daha fazla ücret ödemek zorunda kalacağınızı unutmayın. Her mevsim ziyaret edebileceğiniz bu sevimli belde, özellikle yaz aylarında dolup taşıyor. Yaz ayları ılıman geçerken, ilkbahar ve sonbaharın yağışlı geçtiğini göz önünde bulundurarak yolculuğunuzu planlayabilirsiniz.

Eğer otelde konaklamak size cazip gelmiyorsa, sahil boyunca kamp yapmak ve çadırlarda kalmak bir diğer seçenek olabilir.

Assos İstanbul’a 310 km uzaklıktadır. D-100 ve TEM otoyolundan gidebileceğiniz Assos’a, yolculuğunuzun daha stressiz ve rahat geçmesi için TEM otoyolunu kullanarak gitmenizi öneririz. TEM otoyoluyla Tekirdağ’a vardıktan sonra Ecebat’tan arabalı vapur ile ya da Kilitbahar’da bulabileceğiniz ufak teknelerle Çanakkale’ye ulaşabilirsiniz.. Çanakkale’den sonra ise Ayvacık’tan sağa dönerek ormanın içinden yolculuk edecek; Behramkale Köyünden geçip dik bir yokuşla sahile ulaşacaksınız!

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Alanya

AlanyaTorenBu yaz en güzel sezonlarından birini geçiren Alanya’nın tercih edilmesindeki en önemli sebep, şüphesiz ki turizm alanlarının, yaşam alanlarına yakınlığı… Otellere tıkılıp kalmak istemeyen tatilciler, Alanya’nın merkezinde her zevke hitap eden, yüzlerce mekan bulabiliyorlar. Gündüz olduğu kadar gece hayatı ile de oldukça hareketli olan Alanya’da uzun zamandır hayal ettiğiniz tatili yaşayabilirsiniz…

Akdeniz’in incisi konumunda bulunan Alanya, kumu ve güneşi ile cıvıl cıvıl geçen yazların önde gelen beldesi konumunda. Özellikle her yaz binlerce turistin akın ettiği Alanya’da yabancı turistlerin sayesinde oldukça hareketli görüntüler ortaya çıkıyor.

Alanya tabiî ki sadece deniz, güneş ve eğlenceden ibaret değil. Kalesi, mağaraları, tarihi yerleri ile görülmesi, gezilmesi ve keyfine varılması gereken bir yer…

Alanya, Akdeniz’in en gözde sahil şehirlerinden birisi. Kilometrelerce uzanan sahilinin hemen hemen hepsinin kum olması, tercih nedenlerinden biri olsa gerek. Kalesi, mağaraları, tarihi yerleri ile görülmesi, gezilmesi ve keyfine varılması gereken bir şehirdir. Bizanslılar döneminde, verilmiş olan “Güzel Dağ” ismine çok uygun bir şehir Alanya…

Nereleri gezelim?
Alanya kalesi: Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan kalenin, 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde bulunuyor. 13, yüzyıl Selçuklu eseridir. 1221 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış. Alanya’nın su ihtiyacını sağlayabilmek için 400′e yakın sarnıç yapılmıştır. Günümüzde de sarnıçların bazıları kullanılmaktadır. Kaleyi gezerken göreceğiniz, dokumacılık, su kabakları boyamasından çok etkileneceksiniz. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde bulunan restoran ve kafelerde, mola verip tarihi havayı içinize soluyabilirsiniz.

Kızılkule: Alanya’nın sembolüdür. Sekizgen olarak inşa edilmiş. 1221 yılında Alanya Kalesi gibi Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış. Antik çağdan kalma mermer blokların bulunduğu kale duvarlarının her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde. İçinde zemin dahil toplam 5 kat bulunuyor.
Damlataş mağarası: Yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken yerlerden biri de Damlataş Mağarasıdır. Bu mağara, % 90 civarında nem oranına sahiptir. Mağaranın birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir.

Alanya’da denizden çıkmak istemeyeceksiniz!
Tukuaz rengi ile mavinin şahane birleşmesini bir tek Alanya’da denize bakarken görebilirsiniz. E doğal olarak böyle bir doğa harikasında yüzmekte sizin için müthiş bir keyif olacaktır. Alanya’da merkezde de denize girme şansınız var. Dim Çağı Vadisi, Avsallar, Damlataş, Cleopatra, Keykubat, Portakal plajları denize girilebilecek yerlerden…
Gelelim Alanya’da neler yemeniz gerektiği konusuna… Alanya mağaralarını gezerseniz eğer, gezinizin arasında Dim Çağı Mağarası’nda bulunan balık restoranlarında leziz balıklar yiyebilirsiniz. Alanya merkezde ise binlerce alternatif sizi bekliyor olacak.

Sıra geldi yemek yemeye…
Canınız ne isterse merkezden temin edebilirsiniz. Alanya’da bir kaç restoran önermek gerekirse; Ege ve Akdeniz mutfağına özel tatlar için, Kaptan’s Güverte, kebap türü yemekler içinse Flamingo Restoran’ı denemenizi tavsiye edebiliriz.

Alanya’ da geceleri saat 17:00 den sonra trafiğe kapanan Atatürk Caddesi’nde takı ve süse meraklıysanız eğer, bir sürü kuyumcu bulunuyor. Özellikle alışverişlerinizde yöreye özgü olan, ipekböceği ürünü, ipek dokumalarından satın alabilirsiniz…

Eğlencesiz bir tatil olur mu?
Alanya’ da eğlenmek için aradığınız her tarzda mekanı bulabilmeniz mümkün. Şehir merkezinde yüksek sesli müzik isterseniz Oxsid Bar tavsiye etmeden geçemeyeceğiz. Oxsid Bar; içinde bir çok kafe, restoran ve bar bulunan geniş bir mekandır. Merkezde ise farklı mekanlar mevcut, türkü sevenler için türkü barlar, klasik kafeler ve dünya standartlarında olan eğlence mekanları ile Alanya merkezde eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz. İskele Caddesi, Atatürk Caddesi, Dimçayı ve Gazipaşa bölgelerinde konumlanan gece klüplerinden en iddialıları; James Dean, Club 13 ve Club Mahnhattan… 2005 yılında açılan Havana Bar ise Alanya’yı ziyret edenlerin favori mekanlarından biri oldu.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Alaçatı

alacatiDünyanın en iyi rüzgar sörfü alanlarından birisi, yüzme bilmeden bile sörf öğrenebileceğiniz tek yer, Nisan-Kasım arasında gidilebilecek muhteşem doğa harikası Alaçatı sizi bekliyor…

Alaçatı’da tatil yapmak isterseniz sadece 1500 yatak kapasitesi olan bölge otellerinden yerinizi öncelikli olarak ayırtmalısınız çünkü Alaçatı’ya ülkenin tüm sörf tutkunları özellikle yüksek sezonda akın ediyorlar. Alaçatı plajlarında bulunan sörf istasyonları önemli bir turizm hareketi sağlıyor.

Bataklıktan, sörfçülerin akın ettiği bir cennet olmanın kısa tarihçesi…
1850′li yıllarda bataklık halinde olan Alaçatı, dönemin sadrazamının buyruğu ile bataklık kurutularak günümüzdeki haline yavaş yavaş getirilmeye başlanır. Alaçatı’nın güneyindeki tabii limana ulaşan bir kanal açılarak, obalardan büyük hendeklerle drenaj sağlanarak bataklık kurutulur. Açılan kanal zamanla gemilerin yanaştığı bir liman haline gelir. Zamanın önemli mimarlarından biri olan Hacı Memiş Ağa’nın önderlik ettiği çalışmalara, Rum işçiler getirtilir. Gelen işçiler Alaçatı Limanı’nın bin metre kuzeyine şimdiki Alaçatı’yı inşa ederek yerleşirler. Çeşme’nin batısında bulunan Alaçatı, zengin termal kaynaklara sahiptir. İnsan sağlığına faydalı ve tedavi edici özellikleri bulunan bu kaynakların, vitamin eksikliğine bağlı kemik, eklem ve iskelet sistemine iyi geldiği biliniyor.

Dünyadan koptuğunuzu hissedeceksiniz!
Alaçatı’da konaklama alternatiflerinden en güzeli; Otantik Alaçatı Evleri’nin pansiyona dönüştürülmüş hali olacaktır. Parke taşlı sokaklar, yapımı devam eden Yat Limanı Alaçatı’nın birkaç sene içinde daha da popüler bir turizm merkezi olacağının sinyallerini veriyor.

Dünyada nadir bulunan damla sakızı ağaçları, Alaçatı’nın çevresinde konuçlanmıştır. Yaklaşık 300 tane damla sakızı ağacının bulunduğu Alaçatı’da, damla sakızından çok yönlü olarak yararlanılıyor. Sakız reçeli, sakız rakısı Alaçatı’ya özgü üretimlerdir.

Alaçatı’da özel sakız yetiştirilen bahçeleri gezebilir, bu özgün yöre lezzetini dilediğinizce yaşayabilirsiniz…

Nasıl gidilir?
Alaçatı’ya İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan 90 km sonra ulaşabilirsiniz. İzmir merkezden ise 70 km uzaklıkta bulunan Alaçatı’ya İzmir Üçkuyular’dan hareket eden İzmir-Çeşme otobüslerini kullanarak ulaşabilirsiniz.

Kalacak o kadar çok yer var ki…
Alaçatı’da konaklamayı da fazla dert etmeyin çünkü her isteğe cevap verebilecek alternatifi burada bulabilirsiniz. Hem cüzdanınıza hem de isteklerinize göre konaklayacak bir mekan mutlaka bulabilirsiniz ama yukarıda da belirttiğimiz gibi yeter ki rezervasyonunuzu önceden yaptırmış olun. Türkiye’nin en güzel 10 oteli arasına giren Taş Otel’de Alaçatı’da konuklarını bekliyor. 12 yaşından küçüklerin kabul edilmediği otelde, telefon ve televizyonda bulunmuyor. Stresli hayatımdan uzak durmak istiyorum derseniz sizin için en iyi seçenek Taş Otel olacaktır. Hermann Pansiyon, Büke Pansiyon, Çark Pansiyon ve Alaçatı’nın tek 5 yıldızlı oteli olan Süzer Otel’de konaklama seçeneklerinizin arasında bulunuyor.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Abant

abant-resimMuhteşem göl manzarasını örten bembeyaz karla kaplı bir kış günü hayal edin. Tertemiz havasını içinize solurken, sıcacık bir şöminenin karşısında sıcak bir şeyler içmenin tadına vardığınızda Abant’ın o muhteşem atmosferinde olduğunuz için bir kez daha çok mutlu olacaksınız.
Her mevsimin renklerini üzerinde çok güzel bir elbise gibi taşımasını bilen Abant’ta, yaz aylarında, gölün etrafında bir hamakta ya da çimenlerin üzerinde yapılan bir öğle uykusu… Ya da yaprakların, yeşilden yavaş yavaş sarıya, ya da sarıdan yeşile dönüşü…

Abant Gölü Bolu’ya 34 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Toprak kaymaları sonucunda oluşan göl, 1200 metre yükseklikte… Gölün etrafında bulunan otel ve restoranlar Abant’ı tercih etmeniz için önemli detaylara sahipler…

Kış aylarında Abant’ta, beyaz bir görüntü eşliğinde buz tutmuş bir göl manzarası. Çocukken kar yağdığında neler yapardınız? Bir tahta parçası alıp bulduğunuz en dik yokuşa çıkar, ve aşağıya doğru korkusuzca, sevinç çığlıkları atıp kaymanın keyfini yaşamaz mıydınız? Şimdi büyüdüyseniz ne olmuş ki? Bilgisayarlar, telefonlar, dosyalar derken, nasılda unuttunuz çocuksu sevinç çığlıklarınızı… Abant’ın büyülü taraflarından biri işte bu… Çocukluğunuzda kaydığınız tahta parçalarının biraz modernize edilmiş, bir direksiyonla gidiş yönünüzü ayarlayabilme şansı verilmiş bir kızakla Abant’ın çorak kalmış tepelerinden aşağıya kayarken şaşırmayın! Yüzünüzdeki tebessümü bir yerlerden hatırlıyorsunuz.

Doğada, mangal keyfi…
Temiz hava, yeşil bir doğa, karşınızda göl manzarası gölün içinde bulunan nilüfer çiçekleri. Belki üzerine konan bir kurbağa görürsünüz ve bir öpücükle prens ya da prenses olur. Temiz hava insanı acıktırıyor değil mi? Peki ya ne yiyeceğiz? Arabamızın arkasında getirdiğimiz mangal kurulacak, yakılacak ve üstüne konan etler pişirilecek. Üşenip yanınıza bir şeyler almadınız mı? Ya da anlık bir karar mı sizi Abant’a getiren? Hiç sorun değil, kolaylıkla bir mangal kiralayabilirsiniz. Kır lokantalarında bulabileceğiniz mangalın yanında et, tavuk ya da alabalık tercihinizi yapın ve başlayın mangal dumanından çıkan kokuları içinize çekmeye. “Hava soğuk, hasta olurum ya da mangal yapmaktan hoşlanmam” derseniz. O zaman size, gölün yakınlarında bulunan otellerin restoranlarını tavsiye edebiliriz. “Abant’a kadar gel, otel mönüsünden bir şeyler seç olmaz ki!” derseniz. Bunun da bir çaresi var. Gölün etrafında ağaçlıkların arasında bulabileceğiniz küçük lokantalar size leziz yöre yemeklerini sunmaktan memnun olacaklardır.

Abant keyfinden vazgeçemeyeceksiniz…
Yemek faslını atlattınız diyelim ve şimdi sıra yediklerinizi biraz eritmeye geldi. Abant Gölü’nün etrafında biraz yürüyüşe ne dersiniz? Ormanın huzuru, ağaçlarda gezen sincapların sevimliliği ve at nalı sesleri… “Bu at nalı sesi de nerden çıktı şimdi, bu sessizliğin içinde?” Bu sesler, siz eğer yorulursanız, ya da gölün çevresinde farklı bir ruh haliyle gezi yapmak isteyebilirsiniz diye, gezi faytonunu çeken atların ayak sesleri. Eğer meraklısıysanız; gölün etrafında ata binebilirsiniz. Göl etrafında, çam ağaçlarıyla kaplı tertemiz bir havayı içinize solumak.. Dört mevsimin farklı yaşandığı Abant’ta gözlerden uzak, sakin ve sessiz bir tatil geçirmek… Mevsimine göre farklı aktivitelerde bulunabileceğiniz Abant’ta faytonla göl kenarında gezmek, bu mevsimde yapılabilecek en keyif verici olanlarından biri olsa gerek… Abant Koru Otel, Büyük Abant Oteli, Petro Club Abantbey Yaylası Apart Otel ve Taksim International Abant Köşkü kalınabilecek Abant otellerinden…
İstanbul’dan 280 km mesafede bulunan Abant’a, Ankara Otobanı’ndan

Bolu dağı çıkışından sonra Abant tabelaları takibi ile ulaşılabiliyor. Ankara’dan gelecekler için ise İstanbul otobanından Bolu Dağı çıkışında Abant tabelaları ile varmak mümkün. Otobüs ile Bolu’ya gelerek, minibüs ile de Abant’a gidilebiliyor.

Tatil Ara
Google Tavsiyeleri
Son Yorumlar
    Üyelikler
    Blogscope
    Summary Cloud