Posts Tagged ‘yaz tatili’

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Ağva

agvaYeşili, temiz havası, leziz balıkları ve ulaşımının kolaylığıyla bilinen Ağva, özellikle İstanbulluların günübirlik tercih ettiği ekonomik bir tatil kenti. Ailece tatil yapmaya oldukça elverişli olan beldede huzur bulacağınız gibi; hoş sürprizlerle de karşılaşıyorsunuz.

Batı Karadeniz sahilinde yer alan Ağva, sonbahardan en az etkilenen yörelerden. Ağva’da zamana ve iklimlere meydan okuyan Karadeniz’in, denize dik inen anıtlaşmış kayalarından başka; yemyeşil vadileri, sık bitki dokusu, fındık ve yaprak dökmeyen ağaçları yer alıyor. Köy, yeşilin bol olduğu, sessizliğin sesini dinleyebileceğiniz ve keyifli yemekler yiyebileceğiniz gerçek bir huzur kaçamağı. Hemen yer yerinde, alışkanlık yapabilecek tatlar, güzellikler, sürprizler ve doğal lezzetler var. İstanbul’dan yola çıkanlar, Şile manzarasına hakim yamaçtaki kafelerde demli bir çay molası verebilir veya gemicilerin baş tacı Şile Feneri eteğinde yayılan “Kavala Parkı” ndaki banklarda soluklanabilir.

Haziran’dan Ekim ayı sonuna kadar süren deniz sezonu haricinde Ağva’ya, yıl boyunca istenilen zamanda gidilebilir. Köye ilk girdiğinizde dikkatinizi, balıkçı tekneleri ve ağlarını onarmaya çalışan deniz emekçileri çekecek. Çok geçmeden nostaljik bir balıkçı köyünde olduğunuzu anlayıp ve yemek için gözünüze bir bahçe, deniz veya dere yakınında kurulu lokantalardan birini kestirebilirsiniz. Hepsinden iştah kabartıcı kokular yayılıyor. Balıkların geçiş yollarına ve kayalıklara bırakılan ağlarla, trollerden çıkan taze balıklar; mönüde ilk sırayı alıyor. Ağva’da palamut ve lüfer çeşitlerini bolca bulmak mümkün. Dere kenarında oturup karnınızı doyururken, su yüzeyindeki yansımalar içinden Sazan, Turna ve Kefallerin geçidini görebiliyorsunuz. Yemekten sonra, tepeli gri balıkçıl kuşlarının da arada sırada uğradığı derede sandal keyfi yapmak iyi bir deneyim olabilir.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Fethiye

fethiyeGüney Akdeniz’in özellikle yaz aylarında en çok rağbet gören bölgelerinden olan Fethiye, unutulmaz tatil yaşamak isteyenler için bizim önerilerimizin ön sıralarında bulunuyor…

Fethiye’nin en özel yerlerinden biri olan Ölüdeniz, kıpırtısız şeffaf suyu ile, binlerce tatilciyi kendisine aşık ediyor. Doğal güzellikleri, zengin tarihi ile haklı ünü dünyaya yayılan yeryüzü cenneti Ölüdeniz’e ait onlarca efsane bulunuyor. Bunlardan birine göre; Denizci baba-oğul derin maviliklerde yol alırken çok güçlü bir fırtına çıkmış. Fırtınadan kurtulacakları sığınabilecekleri sakin bir koy olduğunu söyleyen denizci genç, babasını bir türlü inandıramamış, aralarında müthiş bir kavga çıkmış kavga sırasında yanlışlıkla çarpan kürek darbesiyle genç çocuk denize düşmüş ve ölmüş, daha sonra babası genç denizcinin bahsettiği o sakin koyu görmüş ve oğluna inanmış ancak işten çoktan geçmiş. Diğer bir efsane göre ise; baba-oğul denize açılmışlar genç denizci, Belcekız adlı bir kıza aşık olmuş ve su almak için her fırsatta Belcekız’ı görmeye gitmiş. Bir gün babasıyla denizde ilerlerken fırtınaya tutulmuşlar. Genç denizci babasına sakin bir koydan bahsetmiş ancak, babası oğluna inanmamış, genç oğlunun aşık olduğu kızı görmek için bahane uydurduğunu zannetmiş ve çok sinirlenmiş. Bu sırada o sinirle oğlunu denize itmiş. Genç denizcinin cesedi sahile vurmuş, aşık olduğu gencin cesedini gören kız ise bu acıya dayanamayarak intihar edmiş. Genç Kızın intihar ettiği yere Belcekız, genç denizcinin öldüğü yere de Ölüdeniz denmiş.

Yamaç Paraşütü keyfi Fethiye’de çıkıyor!
Ölüdeniz, Fethiye’ye 14km. uzaklıkta bulunuyor. Yol boyunca görülen çamların arasından beliren maviye aşık olacaksınız. Ölüdeniz’de yüzmek ise bambaşka bir keyif. Dünyanın en özel adalarında bile bulunmayan kıpırtısız, pırıl pırıl suyun dibinde tek bir yosun bile yok! Fethiye Ölüdeniz’de yok yok! Her türlü aktivitenin bulunduğu bölgede, 1975 m. Yükseklikte bulunan Babadağı’ndan paraşütle atlamak ve dünyanın en güzel bölgesinin nefes kesen manzarasını izlemek, yaşamınız boyunca tattığınız tüm zevklerin ötesinde bir anı olarak hafızanızda yer edecek! Yılın 10 ayı denize girme imkanının bulunduğu Fethiye’de birçok restoran, kafe ve konaklama tesisi bulabilirsiniz.

Fethiye Ölüdeniz, geçen yıl Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi olan Bild’in internette başlattığı, Dünyanın En Güzel Sahili yarışmasında en yüksek oyu alarak birinci oldu.

Fethiye’ye karayolu ile Antalya, Muğla ve Burdur bağlantılı üç ayrı alternatif ile çam ağaçları arasında yapılacak rahat bir yolculukla ulaşabilirsniz. Hava ulaşımını tercih ederseniz eper en yakın havalimanı 55 km. uzaklıktaki Dalaman Havalimanı’dır. Fethiye –İstanbul arası 814 km’dir. Ankara’dan 635 km, İzmir’den ise 359 km uzaklıktadır.

Fethiye’de yapacağınız tatilinizde, alternatif aktivitelerde de bulunabilirsiniz. Yamaç paraşütü, Fethiye’nin ünlü aktivitelerinden biridir, bunu zaten yukarıda size söylemiştik. Bir diğer faaliyet ise, dalış yapmak. Fethiye’nin parlak sularından denizin dibindeki bambaşka dünyayı görebilir ve eğer isterseniz su altında fotoğraf çekme şansına da sahip olabilirsiniz. Göcek ve özellikle de Ölüdeniz yakınındaki adalar ve koylar dalış tutkunluklarına sınırsız özgürlük sunuyor. Alternatif turizm faaliyetlerinden biri de düzenlenen, günlük, haftalık yürüyüş turlarına katılmak. Bu turlarda zengin haycan ve bitki topluluklarını görebilir, kırsal kesimin kültürünü tanıyabilir, çağdaş yaşamın stresli ortamından uzaklaşabilirsiniz. Peki biraz heyecan ve adrenalin isterim diyorsanız. Fethiye’de size göre bir önerimiz var; Jeep Safari… Doğanın ve tarihin gizemli güzelliklerine erişen nadir insanlardan birisi neden siz olmayasınız? Fethiye’ye gittiğinizde bu önerilerimizin hepsini uyguladınızsa ve hala bir şey eksik diye düşünüyorsanız, biz söyleyelim; Toros Dağları’ndan Akdeniz’e ulaşan güzergahlarda at sırtında gezinti yapmayı unuttunuz! Doğa tutkunuysanız eğer, Ovacık’tan başlayarak Kayaköy ve civarında düzenlenen doğa gezisine muhakkak katılmalısınız!

Gezelim, görelim, öğrenelim!
Fethiye’ye ayak bastığınız an, M.Ö 4.yy’dan günümüze ulaşmış tarihi kalıntılar kesinlikle dikkatinizi çekecektir. Likya döneminden kalan ve şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarların çevrelediği Likya Kaya Mezarları’ndan basamaklarla yukarısına doğru çıktığınızda mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas’a ulaşacaksınız. İon stilinde ve tapınak türünde yapılan bu mezarın solundaki sütunun üzerinde dönemin alfabesi ile “Herpamias oğlu Amintas” yazıyor. Tarihe merakınız varsa eğer, Likya Kaya Mezarlıkları görkemi ile sizi büyüleyecek. Mitolojik çağlara ait kalıntılardan ortaya çıkan tapınaklardan en önemlisi olan Letoon Fethiye’de yapacağınız keşif gezi programında mutlaka olmalıdır. Letoon, Likya Birliği’nin dinsel merkezi kabul edilmektedir. Apollon ve Artemis’e adanmış 3 tane tapınak bulunmaktadır. Antik çağlarda kalan en dikkat çekici yerlerden bir tanesi ise; Telmessos Antik Tiyatrosu’dur. Yapılan kazı çalışmalarına göre burada geçmiş zamanlarda 5000 kişi kapasiteli bir tiyatro olduğu ve arena olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Kelebekler Vadisi: Fethiye’de tekne turuyla ulaşabileceğiniz bir doğa harikası da Kelebekler Vadisi’dir. Akan küçük şelalesi, kumsalı ve tabii ki de tertemiz denizi ile bir çok insan için oldukça favori mekanlar arasında yer almaktadır. Vadiye Kelebekler Vadisi’nde Temmuz ve Eylül ayları arasında Jarsey Tiger adlı kelebek türünün burada yaşamasından dolayı u vadiye Kelebekler Vadisi denmektedir.

Yukarıda saydığımız merkezlere yapacağınız gezintiyi sabah ya da ikindi vakti civarında yaparsanız daha rahat olacaktır. Üstelik bu gezintileri yürüyerek yapmanız da sizin için başka bir rahatlık olacaktır…

Eğlencesiz olur mu?
Tarihi var, muhteşem koyları ve denizi var peki gece hayatı yok mu? Turistik bölgelerimiz kadar gece hayatının çeşitlerini bulabileceğiniz Fethiye’de, eğlencenin kalbi Paspatur bölgesinde atıyor. Güzel bir akşam yemeği için pek çok alternatifi bu bölgede bulabilirsiniz. Yemek sonrasında kordon boyuna doğru bir yürüyüşe çıkarak, kahvenizi müzik eşliğinde yudumlayacağınız küçük kafelerde soluklanabilirsiniz.

Tekne turuna ne dersiniz?
Fethiye’nin tekne turlarıyla meşhur olmasının bir diğer nedeni ise; Fethiye’de bulunan 12 tane küçük adacıktır. Sabah erken saatlerde hareket eden teknelere binip akşama kadar o koy senin bu koy benim gezebilirsiniz. Bu tekne turlarında aynı zamanda oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Arka fonda çalan sizi keyiflendirecek bir müzik, turistlerin etrafına gülümseyerek bakınması, Fethiye açıklarında tekneden denize atlama keyfi ile tekne turu olmazsa olmazların arasında yer alıyor.

Tatilin en önemli aktivitelerinden biri de şüphesiz yemek yemektir! Fethiye’de klasik Ege yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Zeytinyağı ile yapılan yemekler, taze meyve, sebzeler ve tabii ki de balık çeşitleri.. Fethiye’de deniz mahsulleri oldukça ucuz ürünler arasında yer aldığı burada bolca balık yiyebilirsiniz. Özellikle Fethiye katılacağınız tekne turlarında bir yandan eşsiz güzellikte olan Fethiye koylarını seyrederken bir yandan da Ege’nin enfes balıklarının tadına bakabilirsiniz.

Tüm sahil yörelerinde olduğu gibi burada da turistlere yönelik bir çok değişik hediyelik eşya satan dükkanlarla karşılaşabilirsiniz. Fethiye merkez ve Barlar Sokağında eğlenceli dakikalar yaşarken kendinize ve sevdiklerinize zevkinize uygun Fethiye hatırası ürünlerden satın alabilirsiniz. Hafta’da bir kere kurulan semt pazarında da yiyecekten giyeceğe kadar her çeşit ürünü bir arada bulabilirsiniz.

PostHeaderIcon Tatil Cennet : Bodrum

bodrumYaz gelince ilk akla gelen, tatil zamanlarında tıka basa dolan, tarihteki birçok kültüre ev sahipliği yapan, efsane olmuş isimleri yıllarca kendine bağlayan, koyları ve tertemiz denizi ile tatilcileri kendisine aşık eden Bodrum’a bir de bugünün gözüyle bakalım istedik;
Tarihin Babası olarak bilinen Heredot’un doğup, yaşadığı yer olan Bodrum, Heredot’a göre Dor’lar tarafından kurulmuş. M.Ö 650 yılında Mageralılar şehri genişleterek “Halikarnasos” adını vermişler. En parlak devrini Karya bölgesinin başkenti olduğunda yaşayan Halikarnasos, M.Ö 192 yılında Romalıların eline geçmiş fakat bu dönemde önemli bir gelişme olmamış. 1522 yılında ise Osmanlı İmparatorluğuna geçmiş ve Cumhuriyet’in ilanından sonra adı Bodrum olarak değiştirilmiş.

Nereye giderseniz gidin deniz ayağınızın altında…

Bodrum özellikle gençler tarafından yoğun olarak tercih edilen tatil bölgelerimizden biri. Ancak düzenlenen kültür turlarına katılanlar ya da kendi imkanlarıyla Bodrum’u şöyle bir gezenler, Bodrum’un sadece deniz güneş ve plajdan ibaret olmadığını görürler. Türkiye’nin en popüler yerlerinden biri olan Bodrum’un neresine giderseniz gidin, denizden uzaklaşmıyorsunuz. Sakin sessiz koylarında, tekneler ile gidip güneşin tadını çıkaranlar, kimsenin girmediği yerlerde denize girenler Bodrum’a bir kez daha hayran oluyorlar. Denizinin fazla akıntılı olmaması sebebi ile su sporlarına oldukça elverişli olan Bodrum’un özellikle rüzgar alan bölgeleri, uluslararası sörfçüleri ağırlıyor. Ancak Bodrum sadece yaz aylarında ziyaret edilebilecek bir yer değil. Özellikle bahar aylarında bir çok insanın tercih edebileceği bir yer olan Bodrum, Eylül ve Ekim aylarında zefiriye adı verilen rüzgarın serin esintisi eşliğinde ne sıcaktan bunaltan ne de soğuktan üşüten bir iklime sahip…. Lüks otellerde konaklayabilir, minderlerin üzerinde güneşlenebilir, maviye olan hayranlığınız Bodrum’da tepelerinden görünen deniz ve gökyüzü uyumuyla daha da artabilir, su altı dünyasının en bilinmezini keşfedebilir, tarih kalıntılar müzeler, alışveriş, gece eğlenceleri, ya da palmiyeler arsında uzun yürüyüşler yapabilir, köy yaşantısı içinde huzur bulabilir, güneşin batışını seyrederken hayata bir kere daha sımsıkı sarılabilirsiniz.

Bodrum’da yeni trend; beach’ler…

Bodrum her yıl, yeni bir trend ile sezonu açıyor. Özellikle yaz sezonunda düzenlenen çılgın partiler ile yaza damgasını vuran Bodrum’da, birkaç yıldır “beach” çılgınlığı yaşanıyor. Bodrum’un koylarının güzelliğini keşfeden işletmeciler, adeta birbirleri ile yarışarak, Bodrum’un en güzel köşelerini beach’lere çeviriyorlar. Bodrum’daki beachleri genelde gençler ve sosyetik, ünlü isimler tercih ediyorlar. Beach’lere gittiğinizde, kimisi cibinlikler ile süslediği şezlonglarında, kimisi ise birbirinden rahat minderlerde ağırlıyor sizi. İster denizin, güneşin keyfini çıkararak dinlenebilir, isterseniz belli bir saatten sonra başlayan hareketli partilere, güneşin altında dans ederek katılabilirsiniz. Öğlen ve akşam yemeklerini de yiyebileceğiniz beach’lerde, akşam olunca başka bir hayat başlıyor, bikini ve mayolarınızla katılabileceğiniz partiler, sizi sabaha kadar çılgınca bir eğlenceye sürüklüyor. İstanbul’un kış sezonundaki yoğun hayatı, yaz oldu mu Bodrum’a taşınmaya başlıyor. İstanbul’un gözde mekanları, ardı ardına Bodrum’da açılmaya devam ediyor. Her türlü eğlencenin yaşandığı Bodrum gecelerinde, ünlü sanatçıların sahne aldığı mekanlar, klüpler, canlı performansların sergilendiği mekanlar ve dans etmek için pek çok disco bulunuyor. Köpük partilerinden, merkezde bulunan klüplere, balık restoranlarından, çorbacılara kadar her yere Bodrum’da yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Bodrum’da gidebileceğiniz beachlerden bazıları;
Bianca Beach: www.biancabeach.com
Ada Sahil Beach Club: 0.252.377 5266

Efsane bir mekan; Halikarnas…

Bodrum’da yılların eskitemediği mekanlardan biri olan Halikarnas ise, kesinlikle Bodrum gecelerinde bir defada olsa gidilip görülmesi gereken bir mekan. Halikarnas’ın tarihi de çok ilginç; “Halikarnas Balıkçısı” lakaplı yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, politik görüşleri yüzünden Bodrum’a sürülür. Buradaki yaşam hakkında yazdığı roman ve öyküler ile, romantizm ve aşkla Bodrum’dan bahseden Kabaağaçlı sayesinde, Bodrum’a romantizm arayanlar akın etmeye başlar ve Bodrum’un şanı alır başını gider. Bodrum’un bu denli sevilmesinde büyük rol oynayan Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın meşhur Halikarnas’ına gittiğinizde göreceğiniz manzaraya hayran kalacaksınız. Nereye oturursanız oturun, Halikarnas’ın her yerinde o manzarayı izlemeniz mümkün. Eğer çılgın eğlencelerin insanıysanız, Halikarnas’ın en alt katına inmenizi tavsiye ederiz. Çünkü gece geç saatlerden sonra başlayacak köpük partisinde, çılgınlar gibi bir eğlence sizi bekliyor olacak. Yok ben köpük partisi istemem diyorsanız eğer, bir basamak üste çıkıp, partideki eğlenceyi yukarıdan izleyebilirsiniz. Halikarnas’ta hafta içleri düzenlenen özel partileri de Bodrum tatiliniz süresince takip etmeniz önerilir. Halikarnas’tan ayrılırken, Halikarnas’ın ünlü fotoğrafçısının, siz içeri girerken çektiği fotoğraflardan bir tane anı olarak alabilirsiniz.

Tarihin kokusunu Bodrum Kalesi’nde duyacaksınız…

Bodrum’un panoramik görüntüsüne baktığınızda gözünüze çarpan Bodrum Kalesi’nin mutlaka ziyaret etmelisiniz. Rodos şövalyeleri tarafından 1400’lü yıllarda yapımına başlanan ve yaklaşık 100 yılda inşa edilen, kale 5 ana kuleden oluşuyor. İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan ve İspanyol kulesi olmak üzere yapılan kaleye 1770 yılında Rus donanması saldırmış. II. Abdülhamit tarafından hapishane olarak ta kullanılan kale, 1915 yılında terk ediliyor. 1979 yılından beri Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak, ziyarete açılan kalede, batan Bizans gemisi, dünyanın en büyük İslam cam koleksiyonu ve daha birçok batan gemilerden parçalar sergileniyor. Su Altı Arkeoloji Müzesi: Bodrum berrak denizi ve keşfedilen keşfedilmeyi bekleyen su altı yaşamıyla alternatif sporlardan hoşlanan insanlar için önemli bir merkezdir. Ancak burada ki su altı dünyası sadece balıkların ve canlıların yaşamalarıyla bitmiyor. Suyun altında yatan tarih Bodrum’da su yüzüne çıkıyor. Bodrum Kalesinin içinde yer alan bu müze 1964 yılında açılmış Dünyanın ve Türkiye’nin ilk ve tek, su altı müzesi olan bu müze Bu müzede şüphesiz en çok ilgi çeken ise; üç ayrı batık gemi sergilenen bölümdür.

Bodrum’a gittiğinizde Antik Tiyatroyu’da görmelisiniz. 1973 yılında yapılan kazı çalışmalarından sonra açık hava müzesi olarak düzenlenen antik tiyatro, sahne, orkestra ve oturma yeri olarak üç ana bölümden oluşuyor. Büyük İskender’in M.Ö 333 yılında kuşatmaya girdiği kapının, duvar kalıntıları olan Mindos Kapısı’da Bodrum’daki tarihi kalıntıların önemli bir parçasıdır. Halen daha kazı ve restorasyon çalışmaları devam eden Mindos Kapısı, Bodrum’a gidildiğinde görülmeli…

Dünyanın 7 harikasından biri Bodrum’daki Mausoleum!

M.Ö 350 yılında Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış olan Mausoleum, 16.yy boyunca iyi bir şekilde korundu. Kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunan Mausoleum’da süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası iyonya tarzı kolonlarla çevrilerek basamaklı bir podyumda bulunuyormuş. Dört tane savaş arabasıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatırmış. Toplam yüksekliği 45 m olan Mausoleum’un dört bir tarafında bulunan heykellerin tanrı heykelleri yerine insanların ve hayvanların heykelleri olması sebebi ile tarihte özel bir yer tutarlar.

Bodrum’da alternatif çok!
Bodrum denildiğinde deniz güneş kum üçlüsü ayılmaz bir bütündür. Merkezden çıktığınızda Bodrum’da hayat bitmiyor, merkeze 3 km uzaklıkta bulunan Gümbet, su sporları merkezi olma özelliğinin yanı sıra, pek çok restoran, cafe ve eğlence merkezleri ile Bodrum’un nabzını tutan yerlerden biri. Bodrum’a 18 km. mesafede bulunan Turgutreis, pek çok otel, pansiyon ve tatil köyünün bulunduğu bölgedir. Güçlü rüzgarların esmesinden dolayı profesyonel sörfçüler tarafından tercih ediliyor. Limanı, parke döşeli yolları, denizi, plajları, modern cafeleri, eğlence hayatına dair bulabileceğiniz seçkin mekanları, palmiyeli yolları ile Turgutreis adı kadar yaşayacaklarınızla da aklınızda kalacak bir bölge. Bodrum’da balık keyfi yapmak isterseniz doğru adres; Gümüşlük. Bodrum’a 24 km uzaklıkta olan Gümüşlük, Bodrum yarımadasının sakin ve huzurlu bölgelerinden biridir. Sıra sıra dizilmiş balık restoranlarında lezzetli balık çeşitlerinden yiyebilir, karşıdaki adaya yürüyerek geçip, Bodrum’a bir de adadan göz atabilirsiniz. Gümüşlük’te balık keyfini gün batımında yapmanız önerilir… Son yıllarda büyük bir gelişme göstererek, Bodrum’un en büyük turistik merkezlerinden biri haline gelen Yalıkavak, Bodrum’a 18 km. uzaklıkta bulunuyor. Pek çok konaklama tesisine sahip olan bu bölgede tatilinizi keyifle geçirebilirsiniz. Zamanında sanat camiasının duayenlerinin buluşmasına sahne olan Göl-Türkbükü, şimdilerde lüks beach’leri ile gençleri ağırlıyor. Bu sebeple hızla artış gösteren turistik tesis sayıları, beraberinde Göl-Türkbükü’nün popüler bir bölge haline dönüştürüyor. Bodrum’un kaliteli bölgelerinden biri olan Torba, Bodrum’a 6 km. mesafede bulunuyor. Bodrum’un eski yerleşim bölgelerinden biri olan Torba’da, konaklama tesis sayısı da bir hayli fazla. Taş evleri, turuncu mandalina ağaçları ve etrafı saran çiçek kokuları ile tadına doyamayacağınız güzelliklere sahip olan Bitez’de mavi denizin üzerinde bulunan rengârenk sörfler, sörf tutkunlarına ayrı bir keyif, izleyenlere ise ayrı bir heyecan yaşatıyor. . Tarlalar, köy havası, köy kadınlarının yaptığı halılar, dokumalar kilimler… Köy dokusunun modern tesislerle birleşmiş manzarasına Yalıçiftlik’te hayranlıkla bakacaksınız. Bitez, Aktur, Ortakent, Gümüşlük Bodrum’un mavi bayraklı plajları, Türkbükü, Yalıkavak, Turgutreis ise Bodrum’un güzel sahillerinden sadece bir kaçıdır. Burada bulunan plajlarda gönlünüzce denizin tadına çıkarabilir, isterseniz kumların üzerinde uzanıp miskinlik yapabilir, isterseniz de yamaç paraşütü, yelkenli, hız motoru, trekking, motokros, dalgıçlık gibi adrenalinizi yükseltecek olan spor faaliyetlerine katılabilirsiniz. Bodrum’da yaklaşık 20 tane dalış noktası bulunmaktadır. Büyük Banko, Küçük Banko, Kargı Adası, Köçek Adası, Yassıkaya Adası, Orak Ada Burnu… bunlardan sadece birkaç tanesidir. Bölgelerin bazılarında karagöz ahtapot gibi balık çeşitlerini görebilirsiniz, bazılarında ise küçük balık sürüleri ile yüzmenin keyfini yaşayabilirsiniz.

Bodrum’da geç saatlere kadar ulaşım mümkün olabiliyor. Merkezden sabahın ilk ışıklarına kadar minibüsleri kullanabilir, ya da Bodrum’un içerisinde 24 saat bulabileceğiniz taksiler ile ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.

Yatçılık sektörünün oldukça gelişmiş olduğu bölge olan Bodrum’da, yatların mavi sularda süzülüşlerini izlerken ayrı bir keyif alacaksınız. Yat yarışları ile şenlenen Bodrum’da, 1989 yılından bu yana yapılan yat yarışları, izleyenlere inanılmaz bir görsel şölen yaşatıyor. Ekim ayının üçüncü pazarında düzenlenen yarışları, izlemek istiyorsanız, Bodrum’a gitmek için acele edin… Bodrum’da, yaz sezonunda uygun fiyatlara bir tekne kiralayabilir, değişik koylara gidip denize gidebilir, ya da gezi tekneleri ile kalabalığa karışıp Bodrum havasını teknenin içerisinden soluyabilirsiniz. Bodrum’u keşfetmek için sabırsızlanacaksınız.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Çeşme

cesmeÇeşme ilçesi, İzmir ilinin batısında yer alır. Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir. Yüzölçümü 260 km²’dir. 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, ilçenin toplam nüfusu 37.372’dir. Bu nüfusun 25.257’si şehir merkezinde, 12.115’i ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçede 13 ilköğretim okulu, 5 ortaöğretim kurumu bulunmakta; 4.532 öğrencinin eğitim gördüğü okullarda, 247 öğretmen görev yapmaktadır.

Sağlık hizmetleri 1 devlet hastanesi, 2 sağlık ocağı, 1 sağlık evi tarafından verilmektedir. Bu kurumlarda 27 doktor, 4 sağlık memuru, 26 hemşire ve 28 ebe görev yapmaktadır. İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir. İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme’nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir. Yarımadanın ilk antik yerleşim yeri olan Ildırı (Erythrai), ilçenin görülmeye değer tarihi zenginliklerinden biridir.

Pausanias’a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur. M.Ö. 7.yy’da tiranlar tarafından yönetilen kent M.Ö. 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir. Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır. Oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilidir. Kentte yapılan arkeolojik çalışmalarda, M.Ö. 7.yy’ın 2. yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır.

Çeşme yöresi, XI. yy. sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV. yy. sonlarındadır. En çarpıcı Osmanlı eserlerinden biri burada bulunan Çeşme Kalesi’dir. Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir. Kaleye ek olarak bir de kervansaray bulunmaktadır.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Marmaris

marmarisMarmaris Coğrafi konumu nedeniyle Akdeniz ve Ege Denizinin kavuştuğu yerde, önemli bir liman ve sahil kentidir. Bu nedenle ilk çağdan günümüze kadar Ege ve Akdeniz arasında önemli bir geçiş noktası olmuştur. Gerek Marmaris’in gerekse çevresinin kıyı yapısının çok girintili çıkıntılı olması, iyi korunmuş koyları ve limanları bulunması bu bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında önemli bir bağlantı noktası olmasını sağlamıştır.

Yüzyıllar süren Karya tarihi içinde yer alan Marmaris ve çevresi, Rodos ve Mısır arasındaki ticari yol nedeniyle bir deniz üssü haline gelmiş, zaman zaman diğer Ege limanlarına rakip olabilmiştir. Hatta bu konumu yüzünden sahillerden uzak ve denize ulaşmak isteyen kentlerin istilalarıyla da karşı karşıya kalmıştır.

Karya bölgesi yaklaşık olarak bugünkü Muğla ilini kapsayan topraklar üzerindeydi diyebiliriz. Ancak bu bölgede Karya’lılardan önce hangi halkların yaşamış olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bazı tarihçilere göre İÖ 2000’lerde ve belki de daha önceleri yaşayan Luviler bu bölgenin yerli halkıydı. Karya’lılarla Lelegler de bunlardan sayılır.

Karya’lılar güçlendikten sonra Finikelilerin egemenliğindeki Rodos adasını zorlu savaşlar sonunda ele geçirdiler. Daha sonra Delos dahil bütün ege adalarını fethettiler. (İÖ 3000) ve kısa bir sıra sonra da Girit’e ve Minos’a egemen oldular.

Karya’lıların bu egemenliği Minos kralı Mene zamanına kadar sürdü; ancak Mene uzun mücadeleler sonucunda Karya’lıları Girit topraklarından atmayı başardı. Karya’lılar adalardaki egemenliklerini bırakıp Anadolu yarımadasına döndükten sonra uzun bir süre toparlanamamış, çevredeki bazı halkların saldırısına uğramış, onların egemenlikleri altına girmiş, ancak yine de Marmaris’i ellerinde tutmayı başarmışlardır.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Erdek

erdekTertemiz bir hava, kuş sesleri, pırıl pırıl parlayan güneş, siz, sevdikleriniz ve Erdek’tesiniz.

Eğer İstanbul’dan gelecekseniz, Bandırma’ya gelen hızlı feribot seferleri ile 2 saatlik bir yolculuk yapacaksınız. Eğer aracınız varsa 15 dakika sonra Erdek’tesiniz. Eğer yoksa, Erdek minibüsleri ile ulaşımınızı rahatlıkla sağlayacaksınız. Hem şehrinize bu kadar yakın, hem de çok uzak hissedeceğiniz bir yerdesiniz şimdi… Erdek’te bulunan kesenize ve zevkinize uygun otellerden birini seçiniz. Otelinize gidiniz ve hazır olduğunuzu hissettiğiniz an ver elini Erdek…

Erdek’te uzun sahil bandında sabah uyandığınızda uzun yürüyüşler yapabilir, sporun ardından sizi bekleyen mis gibi kahvaltıya oturabilirsiniz. Kahvaltı alternatifleri kaldığınız otele göre değişebilir, eğer otelinizde kahvaltı yoksa Erdek merkezde sizi pek çok seçenek karşılıyor olacak. Ardından güneşlenmek üzere hareket edip, Erdek’in o tertemiz havası ve denizine merhaba demeye hazır olun.

Erdek’te uzaklarda yapacağınız tatilleri aratmayacak özellikler bulunuyor. Mesela canınız sıkılsa bile gidecek yer çok. Avşa ve Marmara Adası’na iskeleden kalkan tekneler ile ulaşabilir, bir gününüzü oralarda geçirebilirsiniz. Erdek koyunun en uzak noktasında bulunan “Dilek Tepesi”ne gidip, dilek dileyebilir ve Erdek’i en yüksek noktadan kuşbakışı izleyebilirsiniz. Erdek’in bol çeşitli pazarları da çok ilginizi çekecek eminiz. Erdek’te Hamamlı, Kirazlı Manastır, Muhle kalesi gibi tarihi kalıntılar ve Çeltikiçi, Belkız-Kyzikos harabelerini gezebilirsiniz.

Erdek’te gün batımını büyük bir keyifle izlerken, içinize çekeceğiniz deniz kokusunun yanında balık keyfi yapmayı da ihmal etmeyin!

Erdek’in içindeki Ocaklar Köyü, iklim özelliklerinden dolayı 300 metreye kadar fundalık, ağaçlık alanlar ile kaplı. Zeytin ağaçları, meşe, çınar, ıhlamur bölgenin tamamına yayılmış durumda. Bu manzara karşısında içinizi huzur kaplayacak, oradan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz.

Erdek’te gece yaşamı da hareketli. Taverna tarzı eğlenceden, Türk Sanat Müziği eşliğinde bir çilingir sofrasına kadar pek çok alternatif var. Ben içkiden hoşlanmam derseniz eğer, Ocaklar’ın şirin çay bahçeleri sizi bekliyor.

Erdek’te zeytin ağaçlarının arasında yapacağınız tatilinizin sonunda, zeytincilikte Türkiye’deki en iddialı bölgelerden biri olan Erdek’in zeytin ve zeytinyağlarından almayı unutmayın.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Ayvalık

ayvalikDeniz tutkunlarının gözdesi olan Ayvalık’ta yaz-kış bir başka yaşanıyor. Balıkesir’e bağlı bulunan Ayvalık’ta ki rum evlerinin mimarisi, rengarenk akasya çiçeklerinin kokusu, zeytin ağaçları arasında, sahilde ızgara balığın tadını çıkarmak Ayvalığın farkını ortaya koyuyor. Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinin yaşandığı Ayvalık’ta, bu uygarlıkların izlerini hala daha görmek mümkün. Ayvalık’ta bulunan kiliseler, burada yaşayan uygarlıklardan kalma önemli eserler.

Cunda ya da Alibey Adası olarak bilinen adaya, her saat düzenlenen motor seferleri ile ulaşılabiliyor. Kilise ve manastırların bir araya toplandığı adada bulunan Taksiyarhis Kilisesi kiliselerin en büyüğüdür. Ayvalık’ı açık denizden ayıran Cunda’nın tepesinden boğazın ve adanın muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz. Cunda’ya gitmişken, sıra sıra dizilmiş olan balık restoranlarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri ve Ayvalık’ın meşhur zeytinyağından yapılmış lezzetli ot yemeklerini denemelisiniz. Adada dikkatinizi çekecek olan Rum evleri, adanın tüm şirinliğine şirinlik katıyor. Çamlık Orman Kampı’nın yukarısına doğru giderseniz eğer, büyük bir kafes içerisinde şeytana ait olduğuna inanılan ayak izini görebilirsiniz. Eski bir lav birikintisinden oluşan bu bölgenin görünüşünün bir sofrayı andırmasından dolayı buraya “Şeytan Sofrası” adı verilmiş… Bu bölgeden Ayvalık’a tepeden bakabilir, huzur duyacağınız manzaranın karşısında saatlerce oturmak isteyebilirsiniz. Şeytan Sofrası’na güneşin batışına yakın gitmenizde yarar var, o manzara karşısında Ayvalık’a bir kez daha aşık olabilirsiniz

Sıcaktan bunalmayacaksınız.
Ayvalık Akdeniz İklimine hakim olan bir bölge olmasına rağmen, yaz aylarında sıcaktan kavrulup yanmanız mümkün değil. Lodos ve poyrazlara hakim olan beldede yazın sıcaklarında esen İmbat ve Meltem rüzgarları sayesinde serinletici bir havaya hakim olan Ayvalık’ta, kavrulmadan bir tatil geçirebilirsiniz. Ayvalık merkezden 8 km uzaklaştığınızda ulaşacağınız Sarımsaklı, kaliteli tesislerin bulunduğu bir bölgedir. 7 km uzunluğunda kumsal bulunan Sarımsaklı’da balık restoranlarına çok sık rastlayacaksınız. Yine ilçe merkezine 13 km. mesafede olan Altınova’da denize girmek için ilginç bir bölgedir. Ayvalık gece hayatının nabzını tutan Sarımsaklı’da, tarzınıza uygun eğlence mekanı bulabilirsiniz.

Ayvalık’a İstanbul’dan gitmek için öncelikle Balıkesir’e gitmeniz gerekiyor. Balıkesir’e gitmek için ise en kısa yol; Yeni kapı-Bandırma hızlı feribotuyla Bandırma’ya oradan da Balıkesir’e geçmektir. Balıkesir’e gelmişken Susurluk ayranının ve tostunun tadına bakmayı da unutmayın. Balıkesir’den sonra, İzmir yolunun devamında karşınıza çıkacak olan Ayvalık tabelaları ile kolaylıkla yolunuzu bulabilirsiniz. Ayrıca Ayvalık’a bütün illerde kara yolu ulaşımı vardır.

PostHeaderIcon Kuşadası Rehberi : Gezilecek Yerler

kusadasiAydın il merkezine 71 km uzaklıktaki Kuşadası Ege bölgesinin en popüler tatil merkezlerinden biridir. Aydınlıların kısaca “Ada” dedikleri bu turistik merkez kuzeyde Selçuk ve Pamucak, Güneyde Dilek yarımadası ile çevrilidir. Kuşadasının önemli özelliklerinden biri de birçok tarihi, turistik ve büyük şehir merkezlerine yakın olmasıdır. İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Mermaris, Bodrum gibi turistlerin en çok rağbet ettiği merkezlere yakındır. Kuşadası limanı Yunaninstan’a ait Sisam adasına çok yakındır. Bir nevi komşu Yunanistan’a denizden açılan kapıdır Kuşadası.

Kuşadası’nda gezilecek yerler yerli ve yabancı turistler için tatmin edicidir. Osmanlı’lar tarafından Ege Denizinde ileri karakol görevi görmesi için yaptırılan Güvercinada’yı gezebilirsiniz. Kuşadasında 650 yat kapasiteli Yat limanı ve Kruvaziyer bulunmaktadır. Buralardan Sisam adasına seferler mevcuttur. Ayrıca günübirlik yat turları yapma şansınız da var.

Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ve Kaleiçi Camisi en önemli tarihi yapılardır.

Plajları oldukça temiz ve denizi berraktır. Bazı plajlar: Kadınlar Denizi Plajı, Güvercin ada Plajı,Yılancı Burnu Plajı, Yavan su Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Sevgi Plajı, Kalamaki Plajı.

Kuşadasına gitmişken Çoban -diğer adıyla Yavan Su-, Venüs ve Güzelçamlık Kaplıcalarından faydalanın. Karaca mağarısını görmeden de dönmeyin.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Saklıkent – Fethiye

fethiyeFethiye’de bir başka gün, (Eğer Ölüdeniz’de yeterince kalırsanız) görecek değişik bir yer seçebilirsiniz. Bu Saklıkent olabilir. Size sabah yola çıkmanızı tavsiye ederim çünkü güneş yukarıdayken yollar gerçekten kötü olabilir ve daha önce hiç terlemediğiniz kadar terleyebilirsiniz. Saklıkent, 14 kilometre içeriye giden devasa bir vadi ve kanyondur. İki dağ arasında inanılmayacak kadar dar ve yüksektir. Eğer kanyonun içindeki güzellikleri görmek istiyorsanız, buz gibi soğuk suların içinden yürüyerek ırmağın diğer tarafına geçmek zorundasınız. Eğer istiyorsanız bu buz gibi soğuk sudan içebilirsiniz de, çünkü hemen yürüdüğünüz yerden çıkan doğal bir kaynaktır! O kadar soğuktur ki, yazın bile olsa ayağınızı bu suyun içinde kaybediyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu yer 15 yıl önce bir keçi çobanı tarafından bulunmuş ve 49 yıllığına hükümetten kiralanmıştır. Şimdi bu çoban Saklıkent’teki cafe-restoranı işletmektedir. Fethiye’ye dönerken yolda, köylülerin ev yapımı gözlemelerini ayranla (yoğurt, buzlu su ve tuz karışımı) tatmak için kısa bir mola verip Türk köy yaşamını tecrübe edebilirsiniz. Ayrılırken, evlerinde sizin en iyi şekilde rahat edebilmenizi sağlayan çocuklar için bahşiş bırakmayı unutmayın, çünkü görebileceğiniz misafirperverliğin en iyisini gösterirler.

PostHeaderIcon Tatil Cenneti : Şile ve Şile Otelleri

sileHer iki köprüyü kullanarak Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçenlerle, zaten Anadolu yakasında oturup tüm aileyi aracına dolduranlar, otobüsler, motosikletliler tek sıra günün erken saatlerinden itibaren Şile’nin yolunu tutuyorlar. Güzergâh sonunda sadece Şile yok tabii. Kimi daha Şile’ye gelmeden keşfettiği koylara, Riva’ya kaçamaklar yaparken, birçoğu rotayı yolun devamında yer alan diğer nefes borularına çeviriyor. Kabakoz, Ağva ve diğerleri sıcaktan bunalan, stresten yorulan bedenlere doping kaynağı oluyor.

Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır ama şimdi geçin bunları bir kalem. İlgi, özlem, her şey Şilenin alabildiğine uzanan parlak kumsalına, sığ denizine.Daha Şile’ye girmeden sola ayrılan yol başında gişeler ve görevliler “hoş geldiniz efendim”lerle karşılıyor sizi, giriş ücreti olarak 12 milyon liranızı alıp, otoparklı plaj sahasına buyur ediyorlar. İlk kez geliyorsanız Tanrım bu ne kalabalık? Yoksa burası Cin Halk Cumhuriyeti mi? Demenize neden olacak bir panorama sizi kökten sarsıyor. Ne var ki bu kalabalıktan hiç ama hiç kimse rahatsız görünmüyor her araç sahibi bir araçlık yer bulduğu anda mıntıkaya yerleşiyor. Bu kâh denize uzak bir nokta veya otoparkın ta gerilerinde bir yer olabiliyor. Süratle yayılıp, beraberlerinde getirilenler piknik sofrası hazırlanıyor. Mangallar yakılıyor, ateşi yelleyenler, kanatları ızgaraya dizenler, yoldan alınan ekmekler, çeşme başında yıkanmış domates, biberler, pet şişelerde sular göze ilk çarpanlar oluyor. Araçların yanı başında yanan mangallara, araçların üzerine konulan kamping tüp ocaklarda katılıyor, yemek sonrası devreye girecek olan semaverler çaylar demlenmeye başlıyor. Bagajlardan çıkarılan battaniyeler, çarşaflarla gölgelikler yapılıyor veya gerçek çadırlar kurulup yemek sonrası rehavet uykularına geçiliyor. Bu araçların bulunduğu kumsalın gerisindeki durum. Bir de kıyı bandı, yani kumsalda ki yaşam var. Güneşliklerle renk cümbüşünü andıran Şile kumsalı şemsiye denizi görünümü ile coşkulu görünümüne coşku katıyor. Aralara serpiştirilmiş şezlonglar da var. Kumu görmenin neredeyse imkânsızlaştığı plaj, deniz içinde yüzmekten ziyade diz boyu suda ayakta duranlarla ilginç bir hal alıyor. 10 metre aralıklarla dizilmiş cankurtaran kuleleri çevresinde 10 bini aşkın deniz sever, ızgara kokuları dumanları arasında tatillerini yapıyorlar. Aslında Şile’ye gelmek öyle çok kolay olmuyor. Sabırsız olduğu kadar sinyal verme alışkanlığı bulunmayan pazar sürücülerinin toplu seyri ile geçilmeye çalışılan yol tüm genişletme çalışmalarına rağmen hala gidişte ve akşam dönüşünde sorun yaratıyor. Doğrusu buya. Şile – İstanbul arası metro veya toplu taşıma ulaşımı daha şimdiden kaçınılmaz gibi görünüyor. Tatil severlerin tüm amaçları bir an evvel Şileye gidip akşam trafiğine kalmadan dönüşe geçebilmek. Şile’nin plajı bu kadar değil, Şilenin her yeri plaj. Örneğin ben denize kumsaldan girmeyeceğim diyorsanız, Şile kayalıkları, Şile dalgakıranı, Şileye komşu diğer koylar hepsi sizi buyur ediyor. Özellikle Dalgakıran da güneşlenip Şile sahiline bakarak, denize girenler nispeten daha temiz bir suda kalabalıktan uzak ücretsiz bir deniz banyosu alabiliyorlar. Dalgakıranda yüzer restoran tekneler de var, ekonomik boyutta balık, midye tava, ekmek arası yiyecekler yapıyorlar, süper manzara, tekne serinliği ile yemekler yenebiliyor. Büfeler içecek ihtiyaçlarını karşılıyor. Limanın biri “Liman” diğeri “Artane” olmak üzere iki büyük balık restoranı da hizmet veriyor. Şileye ilgi böylesine büyük, böylesine kalabalık olunca talepleri karşılamak için adım başında yemek yiyecek bir yerler, seyir teraslı lokantalar kafeler bulunabiliyor. Şimdi biz merkeze gelmeden önce sahilden ayrılıyor. Gerek araçla gerekse yaya olarak geldiğimiz limandan yukarı tırmanıyor, Şile’nin cıvıl cıvıl çarşısına dalıyoruz. Sağlı sollu evler, aralarda eski olup restore edilerek makyajlanmış olanlar, dükkânlar, butikler, lokantalar, dondurmacı, pastane, emlak ofisleri çeşitleriyle dükkânlar devam ediyor. Dışardan baktığınızda albenisi pek belli olmayan lokanta ve kahvelerin içine girince anlıyorsunuz özelliklerini. Birçoğu iskeleler üzerine kurulu ahşap teraslı, balkonlu olup, yukarıdaki satırlarda cümlelerle çizmeye çalıştığım plaj tablosunu uzaklardan seyreden manzaraya, daha doğrusu göze sığmayan panoramaya sahip. Ne yediğiniz pek önemli olmasa da 3 tane çöpe dizili, yanında taratorlu midye tava, soğuk bir bira bile manzaranın keyfine varmanıza yetiyor. Gerisi size kalmış. İster balık, ister et, ister bir küçük şarap veya soğuk bir meşrubat, bir de patates tava. Çarşının butikleri yöreye has Şile bezi bluzlar, etekler, geceliklerin satıldığı yerler olunca yerli yabancı hanımların gözdesi oluveriyorlar. Şile bezi kumaş olarak Şileye yakın bir başka köy olan Kabakoz’da dokunuyor. Yıllardan beri Pazar Şile’de kurulduğu için köylüler dokudukları kumaşları Şile pazarına getiriyorlar. Kumaş da bu nedenle Kabakoz bezi değil Şile bezi olarak anılıyor. Şile bezine tekrar dönmek üzere ilçe merkezine olan yürüyüşümüze devam ediyoruz. Solumuzda belediye devamında Mısırlı Hadice Hanım Hazretleri 1287 tarihli suyu akmayan çeşmesi sonrasında, Şile bezi üzerine motif işleyen bir genç kız heykeli, tek sıra araç parkı dikkat çekiyor. Pazar kalabalığından payını almak isteyen birkaç köylü yöresel ürünleri açtıkları tezgâhlarda satmayı beklediği görülüyor. İlçe merkezi bir tarafında yeni yapılan kocaman bir cami, diğer tarafında İstanbul Şile arası yolcu taşıyan otobüslerin terminali. Kalkış saatini bekleyenler ve de omuz omuza vermiş lokantalar, dürümcüler, İskender, döner, lahmacun, pide, tavuk aklınıza gelen her şey var olduğu fast food lokantalar. Mecburi duraklardan sayılan bu dairesel meydan özellikle gençlerin büyük ilgisini çekiyor. Gezmeye, denize, güneşe daha çok zaman ayırmak isteyenler, motosikletçi gruplar kasklarını (başlıklarını) çıkardıkları gibi masalara yerleşiyor, hızlı servislerle kısa sürede yemek problemlerini en ekonomik koşullarda hallediyorlar. Çarşının olduğu gibi, meydanın da plaja çıkan inen yokuşları geçitleri bulunuyor. Sonuçta her yol meydana çıkıyor, her yol plaja iniyor.

Şile Bezi : Bu yıl 19 uncusu düzenlenen uluslar arası Şile Bezi Festivali 16-23 Temmuz tarihleri arasında yapılmış. Sevilen sanatçıların vermiş oldukları konserler, folklor oyunları, çeşitli etkinlikler bir yana genç kızların el emeği göz nuru dökerek işledikleri motiflerle hayat bulan bluzlar gerek festivalin gerekse Şile’ye gelen turistlerin en çok rağbet ettikleri hediyeliklerinin başında geliyor. Kabakozda dokunan bezler deniz suyunda yıkanıyor, biçimlenip tasarım uygulanıyor, sonrada sempatik motifler el nakışlı işleniyor.
İşlemede kullanılan motiflerin iplikleri çamaşır ipeği, katon iplik kullanılıyor. Bu iplikler 30 derece sıcak suda çamaşır makinesinde yıkansa bile beze boyama yapmıyor. Şile bezi ise terletmiyor bilhassa Şile bezi gecelikle uyuyan hanımlar huzurlu, vücut için sıhhatli ve rahat bir uyku uyuduklarını belirtiyorlar. Halk Eğitim Merkezi kursiyeri, dernek üyesi, işletmecilik yapan İlgin Akgün sipariş üzerine de çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Şile Bezi motiflerini yozlaşmadan en güzel şekilde itina ile bezlere işlediklerini anlatıyor. Özellikle Yoncalı Yıldız, Sevda Çiçeği, Çatlak Kahve, Yeminli Örnek, Kartopu, Eğrelti, İncili Sarma, Gazi Sofrası, Yasemin, Hanım Yanağı, Kabak Çiçeği gibi motifler genç kızların hünerli elleriyle buluz, elbise, geceliklerde hayat buluyor.

Şile Deniz Feneri : Şile’nin hemen hemen her yerinden görülebilen deniz feneri 08.Ağustos.1856 tarihinde hizmete girmiş. İstanbul Boğazının en kritik yerlerinden biri olan mevkide hizmet veren renkli taşlarla inşa edilmiş olan fener, Fransız fenerler idaresi tarafında yapılmış Türkiye’nin en büyük feneri olma özelliğine sahip. Denizden 60 metre yükseklikte olup 19 metre yüksekliğindeki fener kulesi cihazıyla beraber günümüzde orijinalliği ile korunmaktadır. Şehir cereyanı ile çalışıp ışığı 20 mil mesafeden görülebilen fener çevresinde ise günübirlik ziyaretçilerin dinlenme parkı olarak ziyaret ettikleri Kavala Parkı bulunuyor.

Tarihçesi : Şile ismi kekik olarak anılan aroması yüksek bir bitkiden almış. Halk arasında İstanbul kekiği olarak biliniyor (Origanum Heracleoticum). Şile M.Ö.7. yy la uzanan tarihinde Frig, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapmış. Bölgeye ilk yerleşenlerin Bitinler olması bölgenin Bitinye olarak anılmasına neden olmuş. Türkler osmanlılar döneminde yerleşmeye başlamışlar. Yöre 500 yıl Osmanlı hükümdarlığında kalmış. 1918 Mondros antlaşması ile İngilizlere bırakılmışsa da Kurtuluş savaşı sonrası 1922 de Şile’de tekrar Türkler egemen olmuş. Cumhuriyetin ilanı ile beraber Belediye yapılmış. Tabiat ve kültür varlıklarının zenginliği, turistik potansiyelin kapasitesi günümüzde de Şile gözde tatil beldelerinden biri olma özelliğini sürdürüyor.

Şileye nasıl gidilir?
İstanbul-Şile arası 55 km lik asfalt yol. Güzergâh mide bulantısına neden olacak virajlardan arınmış. Eksiklerine rağmen birçok yeri otoyol kalitesine yakın denebilir.Bazı bölümlerde iyileştirme, yeni şerit ilavesi gibi nedenlerle yol çalışmaları yapılıyor. Otobüs yolculuğu için kişi başı 6,5 milyon ücret alınıyor hafta içi bir buçuk saatte Şile’den İstanbul’a gidilebiliyor. Pazar günü için yolculuk süresini kimse bilemiyor! Hafta içi her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor. Pazar günleri saat 16.00 dan sonra her 5 dakikada bir otobüs seferleri yapılıyor. Akşam dönüşüne katılan Ağva yolcuları ile birleşen tatilciler güzergâh boyunca bazı bölümlerde beklemek zorunda kalıyorlar. Avrupa yakasından gelenler 1. veya2. Köprüyü geçtikten sonra Şile çıkışından saparak yön tabelaları doğrultusunda gelinebilir. Anadolu yakasından yola çıkanlar Bostancı- Erenköy tarafından 2. köprü yoluna girerek şile çıkışını kullanabilirler. Veya Altunizade Capitol Alış veriş Merkezinin önünden geçip, şile sapağına kadar dönerek yola devam etmeliler. Şile otobüslerinin kalkış noktası ise Üsküdar’da bulunuyor.
Şile, Yeşilçay Ağva, Üsküdar Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi :
Merkez Şile: 0(216) 712 20 70 – 712 20 71
Üsküdar 0(216) 334 11 24 – 391 13 47
Ümraniye 0(216) 328 36 34
Ağva 0(216) 721 83 39
Doğancılı 0(216) 737 40

Şile’de ne yenir?
Şile çarşısı, plaj bölümü, ilçe merkezi, seyir terasları, liman çevresi ve konaklama tesislerinin zengin çeşitler sunan restoranları her keseye hitap edecek lezzetleri, zengin mönüleri ile hizmet veriyorlar.Liman restoranları, liman içi yüzer tekne lokantaları, seyir teraslı kafeler, kahveler, soluklanmak için seçim yapmakta zorlanacağınız cazibeye sahip yerler.

Tatil Ara
Google Tavsiyeleri
Son Yorumlar
    Üyelikler
    Blogscope
    Summary Cloud